Ders erken bitti, bir sonraki ders saat 2’de. Bu yüzden biraz oyalanmak için size spor hayatımı anlatacağım. İnişli çıkışlı bir serüven… Yukarıda bahsetmiştim ama çok derine girmeden genel geçmiştim. Şimdi biraz daha detaylı anlatacağım.
2021 Kasım ayında arkadaşım vasıtasıyla kickboksa hobi amaçlı başladım ve bir süre devam edip bırakırım diye düşünüyordum. 2022 Nisan ayına kadar orada devam ettim. Sonra uzak bir yere taşındık. Taşındığımız yerde salon arıyordum; 1-2 salon denedim. En son sabah ve akşam dersleri olan bir salon buldum. Yaz tatili de gelmişti. Vardiyalı bir iş bulduğum için rahat olacaktı, orada devam ettim. Spora kafamı dağıtmak ve eğlenmek için gidiyordum; tamamen öylesineydi, bir amacım hedefim yoktu.
Yaz tatili bitti ve işten çıktım. Salon aidatını bahane ederek bıraktım. Yaklaşık 3 ay falan ara verdim. Bu sürede çok bir şey olmadı. Sonra özlediğimi fark ettim. Kasım ayı olması lazım, 2022 Kasım ayında evin üst mahallesinde gördüğüm bir salon vardı, küçük bir yer. Oraya başladım, fiyatı da uygundu. Okulu da açığa aldım. 2023 Haziran ayına kadar orada devam ettim. Orada küçük organizasyonlar oluyordu. Amatör 3 tane maç yaptım; 1’ini kaybettim, 1’ini kazandım, diğerinde de gerçekten şike yapmışlardı, maçı karşıya verdiler. Spora karşı düşüncem hâlâ öylesineydi, profesyonel düşünmüyordum.
2023 Haziran ayında sürece girmemle birlikte, ilk başta arkadaşım olan biri başka bir salona gitmişti ve hoca dövüşüyordu. Ben de o dönem spora dört elle sarılmıştım. O salondaki profesyonelliği görünce büyülenmiştim ve artık farklı bakıyordum. O yaz çok disiplinli olmuştum. Benim için artık spor öncelik olmuştu. Hocam BEYO okumamı söyledi, bu işin avantajlarından bahsetti. Aklıma yatmıştı, ta ki sağlık sorunu yüzünden rapor çıkmayana kadar. Daha sonra düzeldi ama beni etkilemişti. O dönem sendeledim. Sonra başka bir doktora gittim, o sorun olmayacağını söyledi ve antrenmanlara devam ediyordum.
Hocam bendeki disiplini ve azmi fark etmişti. Şöyle anlatayım: O dönem ben teknik olarak bir hiçtim. Ona rağmen antrenmanlarımı sağlam adamlarla yapıyordum, korkmadan.
2023 Kasım ayında ilk maçım için hazırlık başladı. Tabii bağımlılıklarım vardı. Maç Aralık ayındaydı. Antrenmanlarımı tam yapıyordum ama bağımlılıklar kötü etkiliyordu. Bu yüzden tam performans veremiyordum.
Kasım ayının sonuna doğru hocam beni aradı ve bana bir yerde antrenörlük işi ayarladığını söyledi. Aralık ayında maça çıktım, ardından işe başladım. Maçı kaybettim. Maçta ilk dakika bu işin benim için olmadığını kendime itiraf etmiştim. Maçı kendi içimde zaten kaybetmiştim. İlk defa olduğu için moralim ve özgüvenim çok düşüktü. Böyle olmasını beklemiyordum ve bahane olarak sağlık sorunlarımı öne sürdüm. Saçma bir şekilde kendime yediremedim. Çünkü şans mı, başka bir şey mi bilmiyorum ama bunu hep bağımlılıkları bıraktığım sürecin etkisine bağlıyorum.
Şu ana kadar bağımlılık dışında her şey iyi gibi, değil mi? Derdin ne diyorsunuz?
Ailem bir türlü ikna olmadı bu işin iyi olduğuna, okulu olduğuna vs. Onları ikna etmek için çok vakit harcadım ama yok, bir türlü olmuyordu. Hep tavırlıydılar ve beni desteklemek yerine alaycı ya da motive kırıcı sözler söylüyorlardı. Ne olursa olsun, dövüşe hazırlanan birine “seni döverler, bırak” denmez bence.
Antrenörlük yapmaya başladığımda, saygı duyduğumuz bir aile büyüğü bana psikolojik baskı yaptı. Arkadaşlar, iş haftada 4 gündü ve 2 günü 1 saat, 2 günü 2 saat; yani haftada 6 saat çalışıyordum. Neredeyse asgariye yakın para alıyordum. O dönem henüz 18 yaşındaydım, bu sporda 2. yılım falandı. Bence büyük bir başarıydı. Zaten bağımlılıklarla mücadele ediyordum, psikolojim iyi değildi. Baskıyla birlikte işten çıktım. Keşke yapmasaydım.
O dönem sağlık sorununu bahane edip maça bir daha çıkmayıp antrenörlükten devam etseydim, keşke çok daha iyi olurdu. Ama kendime yediremedim, maç yapmaya devam ettim. Artık eskisi kadar zevk almıyordum. Kafam o işteydi ama bir yandan sınava hazırlanıyordum.
2024 Nisan–Haziran arası yine bıraktım. O dönem eve iyice kapanmıştım, çok kötüydü. Ardından tekrar başladım ve Eylül ayında maça çıktım. Ama bu sefer hazırlık çok kötüydü ve bağımlılıklarım da vardı. İlk dakikadan maçtan çektirdim kendimi, sağlık sorununu bahane ettim.
Sonrasında antrenmanlara biraz daha hırslıydım. 2025 Şubat ayında 2 maç yaptım. Bu maçlara çok iyi olmasa da iyi şekilde hazırlanmıştım. Maça 15 gün kala PMO bırakmıştım. İlk maçı 3-0, çok iyi performans göstererek kazandım. Bu maçın akşamı, istemesem de kafamda diğer maçı kaybedeceğimi kabul etmiştim. Rakip benden tecrübeliydi, mental olarak iyi değildim. Maça çıktım ve ilk rauntta beni 3 kere saydırdı, maçı kaybettim. Bu benim için çok kötü olmuştu. Buradan kendimi mental olarak geliştirmem gerektiğini anladım ve onun üzerine çalıştım.
Bu sırada beni okul takımına almadılar. Hoca bana gıcık olmuştu. Takımla sonraki dönem konuştuğumda “bizim senden haberimiz yok” dediler. Hoca beni baya aşağılamıştı: “Torba dövmekle dövüşçü olunmaz” falan diye. O dönem çok kötü hissetmiştim. Bir darbe de oradan yedim. Zaten bağımlılıklarla mücadele ediyordum.
Ardından Haziran ayında profesyonel bir maça çıktım. 16 gün PMO yapmamıştım. Kaybettim ama çok iyi bir performans sergilemiştim. Hakemden rakibe kadar herkes tebrik etmişti, çok iyi mücadele vermiştim.
Bu maçtan önce bir olay yaşadım. Antrenmanda çok iyi birini, dünya şampiyonunu sparringde karşıma aldım. Biraz dövüşmek istedim. Beni baya dövdü ama ona rağmen devam ettim. Acısa da, dayak yesem de üzerine gitmiştim. İyi hissetmek için söylemiyorum ama gerçekten orada onların içine girmeye cesareti olan az insan var. Bunun verdiği cesaretle girdim maça.
Bir maça daha çıkacaktım, iptal oldu vs. derken 2025 Kasım ayına geldik. Bir maç daha yaptım. Bağımlılıklar hâlâ vardı. İyi hazırlanmıştım. Maç anına kadar iyiydim ama ne olduysa maçta bıraktım. İlk raundu çok iyi bitirdim. 2. rauntta da iyiydim ama son rauntta artık mücadele etmek istemedim ve kaybettim. Haklı olarak herkes kızmıştı; alacağım maçı verdiğim için.
Artık bir karar almam lazımdı. Bir yol ayrımına geldim ve sporu bıraktım. Bu süreçte çok düşündüm. “Olmuyorsa zorlama” dedim ve bıraktım.
Şu an kendi hâlimdeyim, evde aklıma geldikçe yapıyorum.
Bu serüvende benim de yanlışlarım oldu.
İlk olarak, kimsenin dediğini umursamadan kendi bildiğim yolda yürümeliydim ama öyle yapamadım. Bu bana çok büyük bir ders oldu.
İkincisi, bende “ya hep ya hiç” mantığı vardı o dönem. Kendimi kanıtlama çabası… Yani illa bu sporu yapıyorsam profesyonel olacağım, başka türlü olmaz gibi bir kural koymuştum. Ama öyle değilmiş. O dönem dövüşmeyi bırakıp, bahanem de varken antrenörlük yapsam hayatım için daha iyi olurdu. Ama kendimi korkak gibi hissediyordum. Öyle değilmiş, şimdi daha iyi anlıyorum.
Bu spor veya herhangi bir sporu profesyonel olarak yapmak herkesin yapacağı iş değil. Bu korkaklık falan değil. Eğer korkak olsaydım o işe hiç adım atmazdım. Bu senin karakterini belirlemez.
Üçüncüsü, kimsenin ne düşündüğünü ve ne dediğini umursamayıp kendi hayatını yaşamayı seçmek gerekiyor. İnsanların düşünceleri bir anda değişir. Bu yüzden onları umursamamak gerekiyor. O hayatı sen yaşayacaksın. Bu lafı şimdi daha iyi anlıyorum.