Son Paylaşımlar

Sitemize Hoşgeldiniz NeverFap Türkiye

Bize katılmak için kayıt olabilir veya giriş yapabilirsiniz.

Forum Rehberi >>>

Neverfap Türkiye Forum kurallarını öğrenmeniz ceza almanızı engeller. Kurallarımızı okuyunuz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Yönetimle İletişime Geç >>>

Sitemizi kullanırken yaşadığınız sorun ve önerilerinizi yöneticiler ile paylaşabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Neden ?

Black Rose

Admin
Forum Yöneticisi
Katılım
5 Kas 2020
Mesajlar
1,222
Tepki puanı
3,256
Puanları
180

"Neden" yaşarız ?

Neden üzülürüz ve neden sevincimiz sürekli gözlerimizden taşar ? Hedeflerimiz nedir ?

Ev almak, araba almak, en iyisini almak, ya çok zengin olmak ?

Niye ?

Sorgulamak istiyorum. Standartlarımızı, hedeflerimizi, ideallerimizi neler belirliyor ? Yaşamımız oluşturulmuş bir zaman düzlemi mi yoksa kendi cüz-i irademiz mi ? Zaman, bizi sürekli yanlış sokağa sokmaya çalışan pislik herifin teki olabilir mi ? Yazmanın ve öğrenmenin sonsuzluğu altında neden zaman kavramı bizi öldürüyor ?

Neden insanlar Dünyalık yanlış hedefler için son nefeslerini vermek istiyor ?

Neden hayat çok kısa ve öğrenecek yüzbinlerce şey var damarlarımızda ?

Neden kötü olmak için çabalayan binlerce insan mevcut sokaklarımızda ?

Bilgelik için çiçeklenecek yeni hayatlar üretmek varken, neden hala anlamsız bir şekilde mutsuzuz ?

Şu satırlara, şu kelimelere şu sonsuz müziğe rağmen... İlginç. Zamanı dövebilecek, seni onun dışına itebilecek sonsuz kitap varken hem de.
Gerçekten ilginç ! Tüm bunları anlamlandırmaya çalışmak ya delilik ya da acılı bir yalnızlık getiriyor.

Aslında Dostoyevski 'nin de dediği gibi: " Her şeyi anlamak tam anlamıyla bir hastalıktır."
Bu sebeple her şeyi anlamak zorunda değiliz. Anlamak denen ve tüm Dünya'nın dönme sebebi olan o sihirli kelime nedir biliyor musunuz ?
Bana göre bu "İmtihan." 'dır. Peki sence nedir ? Söyler misin ?
 

Black Rose

Admin
Forum Yöneticisi
Katılım
5 Kas 2020
Mesajlar
1,222
Tepki puanı
3,256
Puanları
180
Bu pek faydalı bir yazı değil. Admin olarak, özür dilerim. Uzunca bir aradan sonra yine "Neden" adı altında iç dökmecem. Ahh insanoğlu nasıl da her şeyin cevabını bilebileceğini sanıyor.
Yazmak, içini dökmek rahatlatıyor bu bir gerçek. Pek de yapmam. Bunu buraya atmamalıyım aslında. Neyse. Neyse.


Neden böyleyiz? Neden sürekli maskeler takıyoruz? Neden maske takmayanları, dürüst, olduğu gibi davrananlari itekliyor, kovuyoruz ? Neden kendimi sevdirmek için, topluluğa yanaşmak için başkası gibi olağan sıradan davranmak zorundayım. Neden muhabbet açmak icin illa boş muhabbet yapmak zorundayım ?
Neden karşımdaki kisi ufak bi sessizlikten bile rahatsız oluyor ? Neden karşımızdakinin sıkıntılarını önemsemiş gibi yapsak ta aslında pek umrumuzda değil ? Neden konuşkan olmak zorundayım ? Neden bu kadar önyargıya düşkünüz ? Ya da neden depresyonik havada olmam hoşuma gidiyor ? Neden mutluluk halim cok kısa sürerken ruh bozucu halim cok daha uzun sürüyor ? Neden paraya bu kadar takıkım ? Önce sağlık sonra para inanmazsan inanma, olan bu. Ama neden çaba göstermek istemiyorum ? Bi dk dur bunu biliyorum. Çünkü elle tutulur bi hayat amacım yok. İsteğim yok. Hayat hevesim yok. Kölelik istemiyorum. Elle tutulur bir yeteneğin, mesleğin de olmayınca, okuduğun bölümün meyvesini alamayınca da böyle oluyor. İstemediğin başka fırsatlar yaratmak, ummak, oraya itilmek zorundasın, mecbursun.

Neden bomboş dünya işleri ile meşgul olmak zorundayım ? Ah şu bi kendimi kurtarsam maddiyat takıntısından, gelecek kaygısından kurtulsam da maneviyatıma odaklansam ! Neden hep kendimi zorlayarak dua etmek zorundayım, ibadetlerim yetmiyor mu ? Kalbimin en ufak kırıntısını, sesini bilen yüce yaradan neden beni o şekilde görmek istiyor ? Önemli bu biliyorum... İmtihan, kulluk vazifesi için, haddimi bilmen için evet bunu da biliyorum ama ne yazık ki bunu bilmek her zaman yetmiyor... Hevesim kaçtı. Dua ederken sabırsızım, dua ettikten sonra sabırsızım, duam kabul olmayınca da sabırsızsım. Ahh nankörüm ben nankör. Aşağılık insanoğlu. Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer olabilir. Bunu biliyorum ama bilmek yetmiyor... Sürekli bi fırsat beklemece, belki bir kurtarıcı beklemek, belki bi mucize beklemek. Boş isler bunlar bırak, bi *ok olmaz bunun farkındasın ama hep bi umut bi umut...

Nankörüm belki de bilmiyorum. Sağlıklıyım, sık sık şükretmem gerek fakat elhamdulillah derken çoğu zaman içimden diyemiyorum. Yine de şükrediyorum. Peki neden birine karşı Allah razı olsun demem bu kadar zor geliyor ? Birine "Allah'ın rızası kolay mı ulan bu kadar" dedim geçen gün. Kıssalardan öğrendiğime göre evet, bazen o kadar kolay... Bilemezsin. Ama bu birşey degiştirmiyor, gizli çünkü.
Neden kıskancım ? Neden Allah'a tamamen güvenemiyorum ? Neden sonuna kadar güvenenlerin, genel işlerinin elbet yolunda olduğuna, yoluna girdiğine şahit olduğum halde onlar gibi olamıyorum ? Neden zar zor ikinci bi hedef belirlesem de kafamda hep şüpheler kalıyor ! Neden buranın, dünya hayatının boş ve geçici olduğunu bildiğim halde bu beni rahatlatmaya yetmiyor ? Neden ölmeyi arzuluyorum ! Kolay mı ölümden sonrası ? Değil. Ama şunun farkındayım ki her geçen bir/birkaç yıl beni daha da tehlikeye sokuyor. Hayır, çok yaşamak iyi bir şey değil. Izdırap çekmek sadece. İnancını, umudunu kaybetme riski. Yine de manevi görevlerimi yerine getirmeye çalışıyorum/çalışırım çünkü burası imtihan yeri. Geleceğe not : Kıl o namazını bırakma sakın. Fakat çok da umutlanma. Tanrı ile pazarlığa girilmez haşa. Zorunlu vazifeni yapıyorsun. Unutma; Dünya, müslümanların cehennemidir...

Şöyle ki; aslında bunların birçoğuna kendi içimde mantıksal, ruhsal cevaplar verebilir, bulabilirim. Ama mesele şu ki ; Bilmek yetmiyor ...
 

Lazrail

Emektar Üye
Katılım
10 Kas 2020
Mesajlar
173
Tepki puanı
234
Puanları
160
Ya da neden depresyonik havada olmam hoşuma gidiyor ?
O şekildeki ruh halinde takılmak hoşuna gitmese daha iyi olur. Ben de yapıyordum aynı şeyi ve işin ucu intihara kadar gider. Farkındayken vazgeç bu huyundan.
İsteğim yok. Hayat hevesim yok. Kölelik istemiyorum. Elle tutulur bir yeteneğin, mesleğin de olmayınca, okuduğun bölümün meyvesini alamayınca da böyle oluyor. İstemediğin başka fırsatlar yaratmak, ummak, oraya itilmek zorundasın, mecbursun.
Aynı durumdayız. Üniversiteyi niye okudum sorusu. Devam etmek için bir sebep arayışı. Seni gerçekten anlıyorum.
Neden ölmeyi arzuluyorum ! Kolay mı ölümden sonrası ? Değil.
Ölmek arzulanacak planlanacak veya fantezisi kurulacak bir şey değil. Çok güzel bir iç dökme yazısı olmuş ve inançlı birisi olmasan çoktan canından vazgeçebilirdin. Kıymetini bil.
Sürekli bi fırsat beklemece, belki bir kurtarıcı beklemek, belki bi mucize beklemek.
Hayatın anlamı beklemektir zaten. İyi bir işe girmeyi, iyi bir eşe sahip olmayı, iyi arkadaşlıklar kurmayı, anlayışlı insanlarla karşılaşmayı ve saygı görmeyi bekleriz.
Neden bomboş dünya işleri ile meşgul olmak zorundayım ? Ah şu bi kendimi kurtarsam maddiyat takıntısından, gelecek kaygısından kurtulsam da maneviyatıma odaklansam !
Çünkü ekonomik durumu iyi olmayan ve geleceğe dair ekonomik kaygıları olan bir çevredesin. Son zamanlarda statü hakkında düşünüyorum ve sistemin çarklarını apaçık görmekten kör olasım geliyor. Biraz açık sözlü konuşacağım ama din, siyaset, futbol, medya, reklamlar, kişisel gelişim, porno, kumar, uyuşturucu insanı yerinde saydırsın diye güçlü olan insanların uydurduğu ve kontrolünde olan şeyler. Hatta bu saydıklarımdan bazıları bir sektör zaten. Fakir olan adam işten eve dönünce bir şeylerle oyalanacak değil mi? Her neyse, sistem beni yok etmeye çalışmadan susmalıyım :) Bir çıkış yolu vardır elbet. Ama onu bulmak da herkesin harcı değil. Normalde yazmayacaktım. Ama bende hatırın olduğu için ve özellikle ölümü arzulamaktan bahsettiğin için yazmak istedim. İntihar etmeyi planladıysan eğer bir terapiste git. Bilmiyorum belki de başka bir problemin vardır. Bana sorarsan bu hayatta ölümden başka her şeye çare vardır. Zaten sonunda bir gün mezara gireceğiz. Acele etmeye gerek yok.
 

Black Rose

Admin
Forum Yöneticisi
Katılım
5 Kas 2020
Mesajlar
1,222
Tepki puanı
3,256
Puanları
180
O şekildeki ruh halinde takılmak hoşuna gitmese daha iyi olur. Ben de yapıyordum aynı şeyi ve işin ucu intihara kadar gider. Farkındayken vazgeç bu huyundan.
İyiyim, sorun yok. sürekli o halde değilim. Fakat sanırım yapay hazlar harici, kisa bi mutluluk anım olduğunda bazen bunu bile kendime yediremiyorum sanki. Henüz gerçekten birseyleri başaramamış olmam aklıma geliyor birnevi. Haketmediğimi düşünüyorum, şaka gibi...

Hayatın anlamı beklemektir zaten. İyi bir işe girmeyi, iyi bir eşe sahip olmayı, iyi arkadaşlıklar kurmayı, anlayışlı insanlarla karşılaşmayı ve saygı görmeyi bekleriz.
Doğru.

Biraz açık sözlü konuşacağım ama din, siyaset, futbol, medya, reklamlar, kişisel gelişim, porno, kumar, uyuşturucu insanı yerinde saydırsın diye güçlü olan insanların uydurduğu ve kontrolünde olan şeyler. Hatta bu saydıklarımdan bazıları bir sektör zaten. Fakir olan adam işten eve dönünce bir şeylerle oyalanacak değil mi? Her neyse, sistem beni yok etmeye çalışmadan susmalıyım
Din hariç dediğine katılıyorum, biliyorum. Din'i afyon olarak kullananlar, maruz bırakanlar var evet fakat bu direk din'i uydurma yapmaz.

İntihar etmeyi planladıysan eğer bir terapiste git. Bilmiyorum belki de başka bir problemin vardır.
Hayır tabiki. Böyle bi saçmalık yapmam, terapistlik bi durumum yok. Sağolasın.
 

Loner II

Jüpiter Yolcusu
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
77
Tepki puanı
222
Puanları
54
Yaş
25
Konum
Viyana
Bu pek faydalı bir yazı değil. Admin olarak, özür dilerim. Uzunca bir aradan sonra yine "Neden" adı altında iç dökmecem. Ahh insanoğlu nasıl da her şeyin cevabını bilebileceğini sanıyor.
Yazmak, içini dökmek rahatlatıyor bu bir gerçek. Pek de yapmam. Bunu buraya atmamalıyım aslında. Neyse. Neyse.


Neden böyleyiz? Neden sürekli maskeler takıyoruz? Neden maske takmayanları, dürüst, olduğu gibi davrananlari itekliyor, kovuyoruz ? Neden kendimi sevdirmek için, topluluğa yanaşmak için başkası gibi olağan sıradan davranmak zorundayım. Neden muhabbet açmak icin illa boş muhabbet yapmak zorundayım ?
Neden karşımdaki kisi ufak bi sessizlikten bile rahatsız oluyor ? Neden karşımızdakinin sıkıntılarını önemsemiş gibi yapsak ta aslında pek umrumuzda değil ? Neden konuşkan olmak zorundayım ? Neden bu kadar önyargıya düşkünüz ? Ya da neden depresyonik havada olmam hoşuma gidiyor ? Neden mutluluk halim cok kısa sürerken ruh bozucu halim cok daha uzun sürüyor ? Neden paraya bu kadar takıkım ? Önce sağlık sonra para inanmazsan inanma, olan bu. Ama neden çaba göstermek istemiyorum ? Bi dk dur bunu biliyorum. Çünkü elle tutulur bi hayat amacım yok. İsteğim yok. Hayat hevesim yok. Kölelik istemiyorum. Elle tutulur bir yeteneğin, mesleğin de olmayınca, okuduğun bölümün meyvesini alamayınca da böyle oluyor. İstemediğin başka fırsatlar yaratmak, ummak, oraya itilmek zorundasın, mecbursun.

Neden bomboş dünya işleri ile meşgul olmak zorundayım ? Ah şu bi kendimi kurtarsam maddiyat takıntısından, gelecek kaygısından kurtulsam da maneviyatıma odaklansam ! Neden hep kendimi zorlayarak dua etmek zorundayım, ibadetlerim yetmiyor mu ? Kalbimin en ufak kırıntısını, sesini bilen yüce yaradan neden beni o şekilde görmek istiyor ? Önemli bu biliyorum... İmtihan, kulluk vazifesi için, haddimi bilmen için evet bunu da biliyorum ama ne yazık ki bunu bilmek her zaman yetmiyor... Hevesim kaçtı. Dua ederken sabırsızım, dua ettikten sonra sabırsızım, duam kabul olmayınca da sabırsızsım. Ahh nankörüm ben nankör. Aşağılık insanoğlu. Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer olabilir. Bunu biliyorum ama bilmek yetmiyor... Sürekli bi fırsat beklemece, belki bir kurtarıcı beklemek, belki bi mucize beklemek. Boş isler bunlar bırak, bi *ok olmaz bunun farkındasın ama hep bi umut bi umut...

Nankörüm belki de bilmiyorum. Sağlıklıyım, sık sık şükretmem gerek fakat elhamdulillah derken çoğu zaman içimden diyemiyorum. Yine de şükrediyorum. Peki neden birine karşı Allah razı olsun demem bu kadar zor geliyor ? Birine "Allah'ın rızası kolay mı ulan bu kadar" dedim geçen gün. Kıssalardan öğrendiğime göre evet, bazen o kadar kolay... Bilemezsin. Ama bu birşey degiştirmiyor, gizli çünkü.
Neden kıskancım ? Neden Allah'a tamamen güvenemiyorum ? Neden sonuna kadar güvenenlerin, genel işlerinin elbet yolunda olduğuna, yoluna girdiğine şahit olduğum halde onlar gibi olamıyorum ? Neden zar zor ikinci bi hedef belirlesem de kafamda hep şüpheler kalıyor ! Neden buranın, dünya hayatının boş ve geçici olduğunu bildiğim halde bu beni rahatlatmaya yetmiyor ? Neden ölmeyi arzuluyorum ! Kolay mı ölümden sonrası ? Değil. Ama şunun farkındayım ki her geçen bir/birkaç yıl beni daha da tehlikeye sokuyor. Hayır, çok yaşamak iyi bir şey değil. Izdırap çekmek sadece. İnancını, umudunu kaybetme riski. Yine de manevi görevlerimi yerine getirmeye çalışıyorum/çalışırım çünkü burası imtihan yeri. Geleceğe not : Kıl o namazını bırakma sakın. Fakat çok da umutlanma. Tanrı ile pazarlığa girilmez haşa. Zorunlu vazifeni yapıyorsun. Unutma; Dünya, müslümanların cehennemidir...

Şöyle ki; aslında bunların birçoğuna kendi içimde mantıksal, ruhsal cevaplar verebilir, bulabilirim. Ama mesele şu ki ; Bilmek yetmiyor ...
İnsan düşünce yapısının en lanet özelliği sanırım belirsizliği kesinliğe dönüştürmeye duyduğu arzu olmalı. Bu arzunun ne kadar kuvvetli olduğunu bilseniz gerçekten beynin bunları analiz ettiği efor hiçbir şeyde yok ve insanı felç edebilen bir durum. Belki de tüm potansiyelini yaşamasını bile engelleyebilen bir durum.

Soruların içinde boğulmak da iyi değil, tamam dünyanın ve benliğin sorgulanması kesinlikle sağlıklı fakat her şeyin bu denli sorgulanması insanı gerçekten yıpratan bir şey. Anlıyorum seni çünkü kendim belki de obsesif seviyede dünyayı sorgulayan, uyuyamayan ve yanıt bulamayınca deliren biriydim. Dünyaya her şeye dair bir yanıt bulunmalı mı sence? Ben absürdist bakan biriyim olaylara, anlam yüklemediğim hiçbir şeyin bir anlamı yok diyorum.

Sendeki analiz felci olabilir. Düşünmek, inanmak, ümit etmek önemli eyvallah ama farklı bir eylemi denemek gerekir sanki. Çünkü bunu çok fazla insan yaşıyor; düşünmekten helak oluyorlar, dışsal faktörleri düşünerek ve belirsizliklere çok kapatıyorlar kendilerini ve potansiyelleri köreltiyorlar. Hepimiz yaptık. Kendi düşüncem mesela dünyevi bir şeye yönelik beklentiye girmiyorum artık. Beklenti olmadan seviyorum veya beklenti olmadan eyleme geçiyorum, canım istediği için. Belki de içsel bir şeyleri kabulüyle de aydınlanabilirsin.
 

CİNGÖZRECAİ

Kibar Hırsız
Katılım
16 Haz 2025
Mesajlar
11
Tepki puanı
9
Puanları
4
İnsan düşünce yapısının en lanet özelliği sanırım belirsizliği kesinliğe dönüştürmeye duyduğu arzu olmalı. Bu arzunun ne kadar kuvvetli olduğunu bilseniz gerçekten beynin bunları analiz ettiği efor hiçbir şeyde yok ve insanı felç edebilen bir durum. Belki de tüm potansiyelini yaşamasını bile engelleyebilen bir durum.

Soruların içinde boğulmak da iyi değil, tamam dünyanın ve benliğin sorgulanması kesinlikle sağlıklı fakat her şeyin bu denli sorgulanması insanı gerçekten yıpratan bir şey. Anlıyorum seni çünkü kendim belki de obsesif seviyede dünyayı sorgulayan, uyuyamayan ve yanıt bulamayınca deliren biriydim. Dünyaya her şeye dair bir yanıt bulunmalı mı sence? Ben absürdist bakan biriyim olaylara, anlam yüklemediğim hiçbir şeyin bir anlamı yok diyorum.

Sendeki analiz felci olabilir. Düşünmek, inanmak, ümit etmek önemli eyvallah ama farklı bir eylemi denemek gerekir sanki. Çünkü bunu çok fazla insan yaşıyor; düşünmekten helak oluyorlar, dışsal faktörleri düşünerek ve belirsizliklere çok kapatıyorlar kendilerini ve potansiyelleri köreltiyorlar. Hepimiz yaptık. Kendi düşüncem mesela dünyevi bir şeye yönelik beklentiye girmiyorum artık. Beklenti olmadan seviyorum veya beklenti olmadan eyleme geçiyorum, canım istediği için. Belki de içsel bir şeyleri kabulüyle de aydınlanabilirsin.
Son paragrafta kendimi gördüm yemin ederim.

Ben böyle konuların üstüne sürekli düşünmekle kalmayıp bir de aşırı önemsiz şeyler üzerine de aşırı derecede analiz yapıyorum.

Mesela dışarıda bir işim var diyelim çıkmadan önceki yarım saat sürekli gitgeller yaşıyorum şunu şöyle yapsam bunu böyle yapsam diye.
Geçen hafta cuma namazıyla dersanede deneme sınavı çok yakın saatlerdeydi, ikisine birden nasıl gitsem hangi saatte evden çıksam evde mi beklesem kütüphanede mi diye yaklaşık 1 saat düşündüm ve sonra aşırı sinirlendim moralim bozuldu.

E bir de Black Rose un bahsettiği konular var, bunlar genelde aşırı suçluluk ve kendime öfke duyduğum zamanlarda aklıma geliyor inanılmaz bunalıma sokuyor.

İyi zamanlarımda ise daydreaming çok artıyor mesela,bir de bu kararsızlık tarzı olaylar,bir şeye karar veremediğimde aklıma başka karar veremediğim yanlış mı yaptım acaba dediğim şeyler bir anda hücum ediyor sanki.

Biraz olsun kafam boşalsın diye yazıya dökerim mesela, program çıkartırım.Kendime saçma sapan programlar yaptığım olmuştur,sanki her günüm aynı geçecekmiş gibi çok sıkı her şeyin aşırı düzenli ve belirli olduğu programlar.

Kafamda tek bir soru işareti kalmayana dek ayarlarım ve sonra nolur planlar bir yerde patlar, ben de hop suçluluk duygusu ardından stres ardından pmo.
Stresten derse oturamıyorum bazen. Gerçekten oturamıyorum ve oturmadıkça da stres oluyorum bu zinciri kırmam için 2 3 gün feda etmem gerekiyor.

Bu döngüyü yaklaşık 9-10 aydır yaşıyorum, son 1-2 aydır stres ve suçluluk biraz azaldı ama bu tarz analiz felci durumları hala var.
Ve napacam bilmiyorum açıkçası.
 

Loner II

Jüpiter Yolcusu
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
77
Tepki puanı
222
Puanları
54
Yaş
25
Konum
Viyana
Son paragrafta kendimi gördüm yemin ederim.

Ben böyle konuların üstüne sürekli düşünmekle kalmayıp bir de aşırı önemsiz şeyler üzerine de aşırı derecede analiz yapıyorum.

Mesela dışarıda bir işim var diyelim çıkmadan önceki yarım saat sürekli gitgeller yaşıyorum şunu şöyle yapsam bunu böyle yapsam diye.
Geçen hafta cuma namazıyla dersanede deneme sınavı çok yakın saatlerdeydi, ikisine birden nasıl gitsem hangi saatte evden çıksam evde mi beklesem kütüphanede mi diye yaklaşık 1 saat düşündüm ve sonra aşırı sinirlendim moralim bozuldu.

E bir de Black Rose un bahsettiği konular var, bunlar genelde aşırı suçluluk ve kendime öfke duyduğum zamanlarda aklıma geliyor inanılmaz bunalıma sokuyor.

İyi zamanlarımda ise daydreaming çok artıyor mesela,bir de bu kararsızlık tarzı olaylar,bir şeye karar veremediğimde aklıma başka karar veremediğim yanlış mı yaptım acaba dediğim şeyler bir anda hücum ediyor sanki.

Biraz olsun kafam boşalsın diye yazıya dökerim mesela, program çıkartırım.Kendime saçma sapan programlar yaptığım olmuştur,sanki her günüm aynı geçecekmiş gibi çok sıkı her şeyin aşırı düzenli ve belirli olduğu programlar.

Kafamda tek bir soru işareti kalmayana dek ayarlarım ve sonra nolur planlar bir yerde patlar, ben de hop suçluluk duygusu ardından stres ardından pmo.
Stresten derse oturamıyorum bazen. Gerçekten oturamıyorum ve oturmadıkça da stres oluyorum bu zinciri kırmam için 2 3 gün feda etmem gerekiyor.

Bu döngüyü yaklaşık 9-10 aydır yaşıyorum, son 1-2 aydır stres ve suçluluk biraz azaldı ama bu tarz analiz felci durumları hala var.
Ve napacam bilmiyorum açıkçası.
Hocam basit bir mantık var aslında. Alakasız gelebilir ama tarihte mesela neden dahiler bu kadar az biliniyor biliyor musun? Bunun nedeni aşırı analitik olmaları, örnek veriyorum adam mesela üreme gibi (kadına hoşlantısını belli etmek gibi) basit bir eylem için bile günlerce düşünüyor, işte kadına şunu mu diyeyim ya da bu hareketi mi yapayım diye. Dağ ayısı kıvamında bir adam ise gelip kadına karşı sadece özgüvenli oluyor, net oluyor ve kızı kapıyor. Ya da işte düşünmeye kaptıran insanlar eyleme geçene kadar düşünmekten aciz insanların eylemleri altında susturuyorlar. Neden? Hem toplum düşünmüyor hem de rasyonelliği özgüvenle temellemiyorlar mesela.

Bir de programlar işe yaramıyor genelde. Sen gidip basitten başlamazsan ve hedefini de net belirlemezsen hayatta ilerletemiyorsun kendini. Çok katı programların ben işe yaradığına başlarda inanmıyorum, yapabileceğine en çok inandığın şeyleri yapınca özgüvenin de geliyor.

Eylem her şeydir hocam, kimse kusura bakmasın ama düşünenler gerçekten dünyayı değiştirseydi biz 1500-2000 yıl evvel filozoflarının ortaya koyduğu sorunları hala yaşıyor olmazdık. Tarih tekerrür de etmezdi belki...
 

CİNGÖZRECAİ

Kibar Hırsız
Katılım
16 Haz 2025
Mesajlar
11
Tepki puanı
9
Puanları
4
Hocam basit bir mantık var aslında. Alakasız gelebilir ama tarihte mesela neden dahiler bu kadar az biliniyor biliyor musun? Bunun nedeni aşırı analitik olmaları, örnek veriyorum adam mesela üreme gibi (kadına hoşlantısını belli etmek gibi) basit bir eylem için bile günlerce düşünüyor, işte kadına şunu mu diyeyim ya da bu hareketi mi yapayım diye. Dağ ayısı kıvamında bir adam ise gelip kadına karşı sadece özgüvenli oluyor, net oluyor ve kızı kapıyor. Ya da işte düşünmeye kaptıran insanlar eyleme geçene kadar düşünmekten aciz insanların eylemleri altında susturuyorlar. Neden? Hem toplum düşünmüyor hem de rasyonelliği özgüvenle temellemiyorlar mesela.

Bir de programlar işe yaramıyor genelde. Sen gidip basitten başlamazsan ve hedefini de net belirlemezsen hayatta ilerletemiyorsun kendini. Çok katı programların ben işe yaradığına başlarda inanmıyorum, yapabileceğine en çok inandığın şeyleri yapınca özgüvenin de geliyor.

Eylem her şeydir hocam, kimse kusura bakmasın ama düşünenler gerçekten dünyayı değiştirseydi biz 1500-2000 yıl evvel filozoflarının ortaya koyduğu sorunları hala yaşıyor olmazdık. Tarih tekerrür de etmezdi belki...
Kesinlikle , bir şeyi fazla düşünüp yaptığım için oh iyi ki iyice düşünüp yapmışım dediğimi hiç hatırlamıyorum. Aksine düşünme süreçleri beni aşırı sıkıntıya sokar, belirsizlikler kararsızlık vesaire cehennem gibidir.

Ama bize de her zaman iyice düşünüp öyle karar almak öğretilir, öfke kontrolü dürtü kontrolü gibi şeylerde hep bu anlatılır mesela.
Düşünmenin bize yarar mı zarar mı sağladığı yine tartışılabilir ama cidden eylemin durumu öyle değil.

Hiçbirimiz bizi müebbet hapse sürükleyecek yanlış eylemler yapmıyoruz sonuçta.
Eylem kötü sonuçlansa bile en azından bir sonuç veriyor sana ve tecrübe kazanıyorsun.
Ayrıca iyi sonuçlanma ihtimali de var.

Düşünme ise öyle değil başlı başına kendisi bir belirsizlik.
Aslında bir nevi geleceği senaryolar haline getirip belirsizliği azaltma çabası ama yine de ne olup biteceği asla belli değil.
Hayal dünyasında kendini tatmin etmek gibi sanki.
 

sigmaburda821

Yeni Üye
Katılım
13 Ocak 2026
Mesajlar
10
Tepki puanı
7
Puanları
3
Hocam basit bir mantık var aslında. Alakasız gelebilir ama tarihte mesela neden dahiler bu kadar az biliniyor biliyor musun? Bunun nedeni aşırı analitik olmaları, örnek veriyorum adam mesela üreme gibi (kadına hoşlantısını belli etmek gibi) basit bir eylem için bile günlerce düşünüyor, işte kadına şunu mu diyeyim ya da bu hareketi mi yapayım diye. Dağ ayısı kıvamında bir adam ise gelip kadına karşı sadece özgüvenli oluyor, net oluyor ve kızı kapıyor. Ya da işte düşünmeye kaptıran insanlar eyleme geçene kadar düşünmekten aciz insanların eylemleri altında susturuyorlar. Neden? Hem toplum düşünmüyor hem de rasyonelliği özgüvenle temellemiyorlar mesela.

Bir de programlar işe yaramıyor genelde. Sen gidip basitten başlamazsan ve hedefini de net belirlemezsen hayatta ilerletemiyorsun kendini. Çok katı programların ben işe yaradığına başlarda inanmıyorum, yapabileceğine en çok inandığın şeyleri yapınca özgüvenin de geliyor.

Eylem her şeydir hocam, kimse kusura bakmasın ama düşünenler gerçekten dünyayı değiştirseydi biz 1500-2000 yıl evvel filozoflarının ortaya koyduğu sorunları hala yaşıyor olmazdık. Tarih tekerrür de etmezdi belki...
Hocam basit bir mantık var aslında. Alakasız gelebilir ama tarihte mesela neden dahiler bu kadar az biliniyor biliyor musun? Bunun nedeni aşırı analitik olmaları, örnek veriyorum adam mesela üreme gibi (kadına hoşlantısını belli etmek gibi) basit bir eylem için bile günlerce düşünüyor, işte kadına şunu mu diyeyim ya da bu hareketi mi yapayım diye. Dağ ayısı kıvamında bir adam ise gelip kadına karşı sadece özgüvenli oluyor, net oluyor ve kızı kapıyor. Ya da işte düşünmeye kaptıran insanlar eyleme geçene kadar düşünmekten aciz insanların eylemleri altında susturuyorlar. Neden? Hem toplum düşünmüyor hem de rasyonelliği özgüvenle temellemiyorlar mesela.

Bir de programlar işe yaramıyor genelde. Sen gidip basitten başlamazsan ve hedefini de net belirlemezsen hayatta ilerletemiyorsun kendini. Çok katı programların ben işe yaradığına başlarda inanmıyorum, yapabileceğine en çok inandığın şeyleri yapınca özgüvenin de geliyor.

Eylem her şeydir hocam, kimse kusura bakmasın ama düşünenler gerçekten dünyayı değiştirseydi biz 1500-2000 yıl evvel filozoflarının ortaya koyduğu sorunları hala yaşıyor olmazdık. Tarih tekerrür de etmezdi belki...

Hocam basit bir mantık var aslında. Alakasız gelebilir ama tarihte mesela neden dahiler bu kadar az biliniyor biliyor musun? Bunun nedeni aşırı analitik olmaları, örnek veriyorum adam mesela üreme gibi (kadına hoşlantısını belli etmek gibi) basit bir eylem için bile günlerce düşünüyor, işte kadına şunu mu diyeyim ya da bu hareketi mi yapayım diye. Dağ ayısı kıvamında bir adam ise gelip kadına karşı sadece özgüvenli oluyor, net oluyor ve kızı kapıyor. Ya da işte düşünmeye kaptıran insanlar eyleme geçene kadar düşünmekten aciz insanların eylemleri altında susturuyorlar. Neden? Hem toplum düşünmüyor hem de rasyonelliği özgüvenle temellemiyorlar mesela.

Bir de programlar işe yaramıyor genelde. Sen gidip basitten başlamazsan ve hedefini de net belirlemezsen hayatta ilerletemiyorsun kendini. Çok katı programların ben işe yaradığına başlarda inanmıyorum, yapabileceğine en çok inandığın şeyleri yapınca özgüvenin de geliyor.

Eylem her şeydir hocam, kimse kusura bakmasın ama düşünenler gerçekten dünyayı değiştirseydi biz 1500-2000 yıl evvel filozoflarının ortaya koyduğu sorunları hala yaşıyor olmazdık. Tarih tekerrür de etmezdi belki...
Gerçekten çok düşünmek büyük bir sorun bunun zararını çok gördüm hala görüyorum bakıyorum tipi iyi olmayan uzun olmayan çok kendini geliştirmemiş kişiler gidip 3-5 günde kızı tavlıyor ben haftalarca ne desem diye düşünüyorum keşke gidip doğrudan konuşabilsem sosyal açıdan sert bir tabirle özürlü olmamın da etkisi var ne yapmam gerektiğini bilmiyorum ama bakıyorum etrafıma onlar yapıyor ben yapamıyorum niye diyorum tipsiz değilim boyum kısa değil aptal değilim karaktersiz değilim sorun ne? Tek suçum amigdalamın biraz fazla çalışması mı
 

Loner II

Jüpiter Yolcusu
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
77
Tepki puanı
222
Puanları
54
Yaş
25
Konum
Viyana
Gerçekten çok düşünmek büyük bir sorun bunun zararını çok gördüm hala görüyorum bakıyorum tipi iyi olmayan uzun olmayan çok kendini geliştirmemiş kişiler gidip 3-5 günde kızı tavlıyor ben haftalarca ne desem diye düşünüyorum keşke gidip doğrudan konuşabilsem sosyal açıdan sert bir tabirle özürlü olmamın da etkisi var ne yapmam gerektiğini bilmiyorum ama bakıyorum etrafıma onlar yapıyor ben yapamıyorum niye diyorum tipsiz değilim boyum kısa değil aptal değilim karaktersiz değilim sorun ne? Tek suçum amigdalamın biraz fazla çalışması mı
1- Amigdalayla bir alakası yok, amigdala çalışsaydı bu sorunu konuşmazdık zira dürtü, kumar ve PMO gibi davranışsal bağımlılıklar, duygudurum bozukluklarının neredeyse hepsi amigdala deformasyonu ve dopamin-serotonin oranlarının bozulması sonucu oluşur. (Sinirbilimci yorumu)

2- Senin tek sorunun fazla düşünmen. Muhtemelen sosyal özürlü bile değilsin, sadece tecrüben yok. Davranışların hepsini kas gibi görmek gerekir…
 
shape1
shape2
shape3
shape4
shape5
shape6
Üst