Son Paylaşımlar

Sitemize Hoşgeldiniz NeverFap Türkiye

Bize katılmak için kayıt olabilir veya giriş yapabilirsiniz.

Forum Rehberi >>>

Neverfap Türkiye Forum kurallarını öğrenmeniz ceza almanızı engeller. Kurallarımızı okuyunuz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Yönetimle İletişime Geç >>>

Sitemizi kullanırken yaşadığınız sorun ve önerilerinizi yöneticiler ile paylaşabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Başlamaya Hazır Mısın ?

s3thr4

Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2026
Mesajlar
6
Tepki puanı
2
Puanları
3
Merhaba arkadaşlar, öncelikle nasılsınız? Beni sorarsanız sağ olun, teşekkürler, ben iyiyim. Yazıma başlamadan önce sizlere güzel bir haberim var: Çok şanslısınız böyle bir forum var ve neverfap'ten haberdarsınız. Dünyada belki de birçok insan bundan bihaber. Bu yazıyı niye yazıyorum, siz niye okuyorsunuz? Güzel sorular.

Öncelikle bu yazıyı yazma sebebim; bir blog tutmayı planlıyordum ama maalesef KPSS sınavı hazırlık sürecimde bana biraz yorucu bir süreç olur gibi geldi. Bununla beraber dedim ki bu forumda takılıyorum, neverfap'le ilgileniyorum; en azından buradan bir şeyler yazayım, hem belki insanlara faydam olur hem de aktif bir süreç yönetirim. Bazen yazılarda, diğer arkadaşlarımızın yazdıklarında şunu görüyorum: Neverfap olsa da olmasa da başarılı olunur veya işte "başarılı oldum ama neverfapsiz" vb. yazılar oluyor, tam tasvir edememiş olabilirim. Ben bunlara katılmıyorum ama neverfap bir silah veya ilaç değil, bir çözüm değil; bence kendimize koymamız gereken bir meydan okuma. Öyle bir meydan okuma ki basit bir sigara bırakma meydan okuması değil (sigarayı bırakalı tam emin değilim galiba ortalama 3-4 yıl oldu). Çünkü neverfap'te doğal bir süreci doğal hâline geri getiriyorsunuz ve sizlere kişiden kişiye, bağımlılıktan bağımlılığa göre faydaları dokunuyor.

Merak edenler için en uzun sürecim 27 gün oldu. Şunu çok iyi öğrendim: Kısa da olsa neverfap'teyken daha enerjik, amaçlı, mutlu, hedeflerini unutmayan vb. birisi oluyorum ve bu bence şahane bir şey. Ve genelde relapse sebepleri; anlık çok büyük sinir ve duygusal krizler ve tamamen beynimin beni avare zamanlarda kandırması. Bunların farkına vardım ve bugün itibarıyla 90 günlük süreci tamamlamak istiyorum.

Buradan sizlere de davetim var; buyurun gelin hep beraber bu süreci götürelim. Benim yegâne amacım öyle süre tutmaktan çok, burada her gün durumla ilgili kısa veya uzun bir şeyler yazmak. Eğer sizler de relapse oluyorsanız, benimle bu meydan okumaya varsanız aynı şekilde her gün için açtığım konulara cevap yazarsınız ve beraber devam etmiş oluruz. Eğer sizler de katılmak istiyorsanız cevap yazmaktan çekinmeyin, "ben de varım" yazsanız bile yeter. Belki de sınırlarımızı aşarız.
Süreciniz daim olsun DOSTLAR.
25.06.2026
 
Son düzenleme:

Chumyuk

Fapichulo
Katılım
18 Ara 2023
Mesajlar
84
Tepki puanı
148
Puanları
43
Merhaba, benzer süreçlerimiz ve deneyimlerimiz olmuş. Yalnız değilsin, ben de varım.
Bir süredir devam ediyorum, senin 90 gününde de devam edeceğim, ondan sonra da mümkünse devam etmek istiyorum.
Kolaylıklar dilerim
 

Marshall

Yeni Üye
Katılım
17 Mar 2025
Mesajlar
11
Tepki puanı
7
Puanları
3
Merhaba, yazını bir gün sonra gördüm, bende katılıyorum.
 

Chumyuk

Fapichulo
Katılım
18 Ara 2023
Mesajlar
84
Tepki puanı
148
Puanları
43
Merhaba, bence aynı mesajı düzenlemek yerine yorum olarak yazarsanız daha çok ön plana çıkar ve daha fazla insan faydalanmış olur.
Yazılarınızı okuyorum, bence oldukça iyiler. Teşekkürler, kolay gelsin
 

s3thr4

Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2026
Mesajlar
6
Tepki puanı
2
Puanları
3
Arkadaşlar, tekrar merhaba! Bu yazımı ilk defa okuyorsanız kısaca yazımın amacından bahsedeyim. 25.06.2026 tarihinde kendim için yeni bir süreç başlattım ve de katılmak isteyen arkadaşlar için linki de paylaşacağım. Bu süreçte sizler de benim gibi yazının altına eklemeler yapar, o anki durumlarınızdan bahsederseniz güzel ve aktif bir süreç devam eder; bu yazılarımın amacı tamamen budur.



Bu arada Chumyuk nickli dostumuz da destek olmuş. Kendisine teşekkür ediyorum. Sürece daha önce başlamış ama yine de "Ben de varım." demiş. Saygılarımı iletiyorum kendisine.



Bugün 2. gün, çok büyük bir değişim beklemiyordum zaten. Bildiğiniz üzere bu süreçte vücut 7. gün maksimum testo üretiyor, o da sonradan azalıyor zaten. Ama enerji seviyem normale döndü. Şöyle ki, bildiğiniz gibi çok üst üste mast. yaptığınız zaman ya da gün aşırı olduğunda vücut bir sonraki gün daha yorgun oluyor. En azından o emareler yok, bu durum güzel.

Ben sizlere konudan bağımsız, kısaca "hayır" demek hakkında bahsedeceğim. Dostlar, hayır demek gerçekten hayatımızda çok büyük öneme sahip. Baktığınız zaman olumsuz bir kelime... "Olumsuz bir kelime sizlere nasıl faydalı olabilir ki?" diyebilirsiniz. Çok ama çok faydalı olur, ben buna inanıyorum ve bu durumu es geçtiğimizi, hayır demekten çekindiğimizi düşünüyorum. Hayır diyememek aslında bizi her şeyden çok yoruyor çünkü hayır diyemediğiniz zaman bu "hayır" size potansiyel bir yük oluyor. Bazen bir arkadaşınıza, kız arkadaşınıza veya ailenize karşı istemediğiniz bir şeyi zorla yapmak zorunda kalıyorsunuz.

Bu da bence kendimizi değersiz görmemizle doğru orantılı ama ufak bir anekdot geçeceğim: Kendimizi değersiz görmüyoruz, direkt bilinçaltımız bir işi veya kişiyi kendimizden daha önce konumlandırıyor. Hâlbuki her zaman, herkesten önce kendimiz gelmek zorundayız.

Sizlere küçük bir anımdan bahsedeceğim. Arkadaş çevremizden bir dostum var, bulunduğumuz şehrin dışında yaşıyor. Ara ara bizleri görmeye geliyor. Ve de yılın belli zamanları, kısıtlı bir süre için geldiği için ona elimizdeki imkânlar dâhilinde vakit ayırmamızı istiyor; karşılığında bize vakit ayırıyor sonuçta. Aslında burada şu an fark ettim, bir de gizli sözleşme var: "Ben seversem beni severler" veya "Onlara vakit ayırırsam bana vakit ayırırlar" gibi... Buna geri döneceğiz.

Neyse, arkadaşım şehir dışından geldi. 3 günlüğüne geldiği ilk gün, 2. gün vakit ayırdık; arkadaş grubumuz vakit ayırdı, eğlendik, vakit geçirdik. Son gün bir arkadaşımız vakit ayıramadı, yorgun olduğunu söyledi, gelemedi. Tabii ister istemez şehir dışından gelen arkadaşım kırıldı. "Ben kim bilir bir daha ne zaman geleceğim?" tarzı ufak bir sitem yaptı. Baktığınız zaman haklı, yani sonuçta gidecek, belki yarın başına bir şey gelecek Allah korusun, göremeyeceğiz. Ama yorgun ve kötü hisseden arkadaşım o gün gelmeyerek, kendisine değer vererek, kendisinin önemli olduğunu kendine hatırlattı bence. Çünkü yorgun ve halsizken sırf arkadaşı olduğu için bu buluşmaya gelseydi kendine haksızlık edecekti, ben böyle düşünüyorum. Şehir dışından gelen arkadaşım ise sitem etti çünkü içinde gizli bir sözleşme vardı, o gizli sözleşme bozuldu.

Arkadaşlar kıssadan hisse; bence hayır deyip diyemediğinizi bir daha değerlendirin, kimlere hayır diyebiliyorsunuz, kimlere diyemiyorsunuz. Biraz da araştırma yapmanızı öneririm "hayır" demek hakkında. Bu arada kısaca gizli sözleşmelerden de bahsettim, onu da yarın ele alalım. Bizi en çok yoranlardan birisi de gizli sözleşmeler ve bunu çok yapıyoruz.

Burada yazdıklarım kendi içimden geçenler, yaşadığım süreç... Değerlendirirken lütfen kendi süzgecinizden geçirin. Kimsenin söylediklerine körü körüne itibar etmeyin, biz insanoğluyuz.

Dostlar süreciniz daim olsun. Destek olmak veya sürece başlamak isterseniz buyrun, sizlerin yazdıklarını da okuyalım. Sizlerden de faydalanalım. Sağlıcakla kalın.

26.06.2026
 

s3thr4

Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2026
Mesajlar
6
Tepki puanı
2
Puanları
3
Dostlar merhaba, bugün sürecimizde 4. gündeyiz. Yazıyı ilk defa okuyanlar için kısaca ne yaptığımızdan bahsedeyim: Öncelikli olarak Neverfap sürecimi yönetiyorum ve aslında bunu hep birlikte yönetiyoruz. Burada benimle beraber başlayan, benden önce veya sonra bu yola giren arkadaşlarımız var. Sürecimize dahil oluyorlar; ben de her gün bir şeyler yazmaya çalışarak aktif bir süreç yönetmeme ve yönetmemize olanak sağlıyorum.Dün foruma erişemedim, bilmiyorum sizlerde de aynı problem var mıydı? Aslında bu yazı dün akşam gelecekti ama server tarafında 503 hatası vardı, o yüzden giriş yapamadım. Bu sebeple aslında bu yazı, hem 3. hem de 4. günün yazısı niteliğinde.

İlk olarak, bir dostumuz daha bize katılmış. Marshall nickli arkadaşımıza teşekkür ediyor, sürecinin daim olmasını diliyorum. Sizler de yazılarımızı sonradan görmüş olabilirsiniz. Eğer sürece girmeyi düşünüyorsanız, gelin katılın. Yazılarımın altına içinizden geçenlerden bahsedin, bize faydası dokunabilecek bilgileri paylaşın. Belki onları alır, bir gün yazımda ben de incelerim. Bu kadar girizgâh yeterli, biraz da hissettiklerimden bahsedeyim.

Dün biraz daha enerjik hissediyordum, az da olsa ufak ufak bir libido artışı vardı. Deneme sınavım vardı ama dün biraz uyuya kalmışım ve geç uyandım. Ona rağmen kafein bile almadan odağımı biraz artırabildim. Bunu tamamen Neverfap'e bağlıyorum. Bir gün önce mastürbasyon yapmış olsam, inanıyorum ki bu kadar odaklanamazdım. Şimdi burada, "Haftada bir yapsan veya 3-4 günde bir yapsan da odaklanabilirdin" diyen arkadaşlar olacaktır. Ama şöyle düşünün: Belki bu sürecin içinde olmasam, beynim beni galeyana getirip dün mastürbasyon yapmama sebep olacaktı. İlk yazımda da dediğim gibi; iyi ki bu süreçteyiz, iyi ki bu süreçten haberdarız.

Bugün, yani 4. günde gayet iyiyim, enerjim yerinde, insanlarla iletişimim gayet güzel. Enerji seviyem hiç fena değil. 2. günkü yazıda ufaktan "Gizli Sözleşmeler" konusundan bahsetmiş, bir sonraki gün onun hakkında konuşuruz demiştim. Evet dostlar, o gün bugün.

Ben bu terime, yani "Gizli Sözleşmelere", No More Mr. Nice Guy (Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı) kitabında rastladım. (Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim, hatta iki kez okuyun.) Okuyunca, ne kadar çok gizli sözleşme kurduğumu ve çevremin de bu sözleşmeleri ne kadar sık yaptığını fark ettim.

Arkadaşlar, gizli sözleşme benim tabirimle şu anlama geliyor: Sizin bir davranışınızın karşılığında, başka birinin sizin istediğiniz şekilde davranacağını varsaymanız ve bunun sonucunda tersi gerçekleşince de derin bir hüsrana uğramanız durumu. Buna kısaca şöyle bir örnek vereceğim:

Diyelim ki bir kız arkadaşınız (dostunuz) var. Sürekli onun derdini dinliyorsunuz, her zor anında yanındasınız. Ama bunu yaparken arka planda, bilinçaltınızda yatan şey aslında "Ben böyle yaparsam bir gün beni fark edecek" sözleşmesi olabiliyor. Tabii ki işler böyle yürümüyor ve o kişi çoğu zaman sizi o anlamda tercih etmiyor. Siz de ister istemez şöyle düşünüyorsunuz: "Ben o kadar şeye katlandım, o kadar yanında durdum ama elim yine boş."

(Burada ufak bir parantez açmak ve başıma bela almamak için bir açıklama yapmak istiyorum: Dostlar bu verdiğim örnekte kesinlikle "Kadınlar böyledir, vefasızdır" veya "Biz erkekler hep böyle hesapçı davranırız" demiyorum. Bu durum cinsiyetten bağımsız, "İyi Çocuk/İnsan" sendromuna kapılan zihnimizin bize oynadığı bir oyundur. İyiliği karşılıksız yaptığımızı sanırken, bilinçaltımızda bir fatura keseriz. Durum daha net anlaşılsın diye hepimizin aşina olduğu bu absürt örneği verdim.)

Kısacası; yaptığınız hiçbir şeyi karşılık bekleyerek yapmayın, eninde sonunda hüsrana uğrarsınız. Bir örnek daha vereyim: Bir arkadaşınıza borç verdiniz. Bilinçaltınızdan şu geçti: "Bu adama şimdi yardım edeyim, yarın bir gün bana lazım olursa o da bana borç verir." Hayır arkadaşlar, sırf siz birine borç verdiniz diye, o da size borç vermek zorunda değil.

Demek istediğimi anladığınızı düşünüyorum. Bu durum hayatın her yerinde var; çevrenizde var, kendimizde var. Bu durumun bir de literatürdeki açıklamasını sizlerle paylaşayım. Yapay zekadan bu durumu literatürdeki haliyle açıklamasını istedim ve aldığım tam özet niteliğindeki çıktı şu şekilde:

Bu sözleşmeler genellikle şu formüle dayanır:

"Eğer ben [X] yaparsam, sen de [Y] yaparsın/yapmalısın."

Örnek 1: "Eğer onun her sorununu dinler ve hep destek olursam, o da beni sevecek ve terk etmeyecek."

Örnek 2: "Eğer tartışma çıkmasın diye hep alttan alırsam, o da benim fedakarlığımı anlayıp bana değer verecek."

Karşı taraf bu "gizli sözleşmeden" haberdar olmadığı için doğal olarak beklentiyi karşılamaz. Bu durum, sözleşmeyi kuran kişide derin bir hayal kırıklığı, içerleme (resentment) ve pasif-agresif öfke patlamalarına yol açar.

Aslında bütün olay bu. Bence kendinizi ve çevrenizi bu gözle biraz izleyin. Hatta bu terimi ilk defa duyuyorsanız, konu hakkında biraz araştırma yapmanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.

Dostlar, benden bugünlük bu kadar. Yarın görüşmek üzere, süreciniz daim olsun!

28.06.2026

Not: Normalde hergünün güncellemesine yeni konu açıyordum ama modoretörler uygun görmemiş tek konuda birleştirmemi istedi bunu bir düşüneceğim. Çünkü 90 günü buraya sığdırsam nasıl olur bilmiyorum fikri olan aklına bir çözüm gelen olursa fikirlerinize açığım.
 

s3thr4

Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2026
Mesajlar
6
Tepki puanı
2
Puanları
3
Dostlar, yeni bir günden herkese merhaba.

İnşallah iyisinizdir. İyi değilseniz de en kısa zamanda iyi olmanızı canıgönülden isterim.

Bugün sürecin 5. günü, dopamin geri çekilmesi başladı. Beynim bana oyunlar oynuyor, adeta beni kandırmak için elinden geleni yapıyor. Ama yenilmek, pes etmek yok! Zaten sürecin böyle olacağını biliyordum; önceki relapse (başa dönme) deneyimlerinden de biliyoruz ki tam tehlikeli zamanlar. Şu an her türlü basit dopamin için her şeyi yapmaya hazır bir yapım var. Ancak elimden geldiği kadar tetikleyicilerden uzak duruyor, beynimi de uzak durmaya eğitiyorum.

Çünkü şunu anlamak lazım: Asıl mesele sadece 90 günü tamamlamak veya kendimizi tabiri caizse "hadım etmekle" :) çözülmez. Asıl mesele beynimizi eğitmek, kendimizi geliştirmek ve irade sınırlarımızı genişletmektir. O yüzden süreci aktif ve dolu dolu geçirmek, sizleri bu tür kriz durumlarından çok daha rahat kurtaracaktır.

Allah'a şükür şu an "beyin sisi" (brain fog) yok ama bunu şuna bağlıyorum: Zaten 2 aydır relapse olup tekrar başladığım dalgalı bir sürecin içindeydim, beyin sisi evresini o dönemde atlattığımı düşünüyorum. Tabii ki elimden geldiği kadar bu 2 aylık süreci ekstra dolu geçirmeye çalıştım ve bunun da bana çok faydası olduğuna inanıyorum.

Bugün aklımda bariz bir konu yoktu ama sizlere faydası dokunacağını düşündüğüm bir konuya; sosyal medya ve anlık içerik tüketimine ufaktan değinmek istiyorum.

Dostlar, bence en büyük hatayı şurada yapıyoruz: Ürettiğimizden çok daha fazlasını tüketiyoruz ve acı bir gerçek ki bunu aşırı derecede yapıyoruz. Tüketmeye alıştıkça üretmekten uzaklaşıyoruz. Bence bunu kesinlikle değiştirmeliyiz, değiştirmelisiniz. Sosyal medyada o kadar yalan bir hayat var ki, sizin kendi hayatınız bile (sosyal medya özelinde) o yalana dahil oluyor. Çünkü oraya kimse ağlarken ya da mutsuzken ki halini koymuyor. Genelde herkes çok başarılı, herkes çok mutlu; ama gerçeklik asla böyle değil! Gerçekte hangimiz her an o kadar mutluyuz veya hangimiz her an o kadar mutsuzuz? Hayat sürekli değişiyor; bize sürekli farklı duygular, farklı anlar yaşatıyor.

Kısa süreli videolar (reels/shorts) izlemeye o kadar alıştık ki sabrımız tükendi, artık her şeyin çok hızlı olmasını istiyoruz. Kendi hayatımda şunu fark ettim: Şu sıralar biraz yağ yakıp kas kütlesi eklemeye çalışıyorum ve bir an kendimi "3 aylık, 6 aylık vücut değişimleri" videolarını araştırırken buldum. Bu da şu demek; aslında sabretmem, uzun süre ter dökmem gerektiğini unutuyorum, unutuyoruz. Sonra bu düşünceden sıyrılıp kendime dedim ki: "Minimum 1 yıl geçmeden, 1 yılın sonunu görmeden kendinde büyük bir sonuç beklemeyi bırak. Sürecin kendisinden zevk al, sürece odaklan."

Evet, hızlı sonuç görmeden sürece devam etmek, kendine inanmak zor bir iş. Ama bizler de zaten burada tam olarak zor olanı yapmıyor muyuz? Amacımız zor olanı başarmak değil mi?

Arkadaşlar, üretin. İllaki sosyal medyaya içerik üretmekten bahsetmiyorum; kendinize üretin, kendinizi geliştirin, hayatınıza bir şeyler katın. Bakın şunu çok iyi biliyoruz ki; genelin yaptığından ufacık, farklı ve faydalı bir şey yaptığınızda bile direkt ortalamadan sıyrılıyorsunuz. Bu çok efsanevi bir durum. "Kendisine faydası olmayanın, başkasına faydası dokunmaz" sözüne çok inanırım. Eğer şu an kendinize bir faydanız yoksa, önce kendinize fayda sağlayacak aktiviteler ve alışkanlıklar kazandırın.

Çevrenizdeki, yanınızdaki insanlar sizden daha ileride olursa bu çok daha iyi. En azından sizinle birlikte ilerleyecek veya sürekli kendine bir şeyler katmaya çalışan insanları tercih edin. Tabi yine de hayat sizin, siz bilirsiniz, bu sadece benim naçizane tavsiyem. Ne diyoruz: YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR! :)

Bakın formül çok basit: Eğer hayatınızda ürettikleriniz, tükettiklerinizden ağır basıyorsa bence doğru yoldasınız. Üretin; ilk etapta sonuçsuz, karşılıksız olsa bile üretin. Belli bir süre sonra o üretim zihniyetinin faydasını göreceğinize inanıyorum.

Benden bugünlük bu kadar. Her zaman daha çok üreten, daha az tüketen bir nesile dönüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın.

29.06.2026
 

s3thr4

Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2026
Mesajlar
6
Tepki puanı
2
Puanları
3
Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? İnşallah iyisinizdir.

Bugün süreçte 6. gün. Harbiden güzel zorluyor; malum 7. gün "testo boost" olunca insan hissediyor. "Çıkarayım kurtulayım" durumuna geliyorsunuz ama pes etmek yok!

Öncelikli olarak bu durumu fark etmek zorundayız. Ve de aklımıza gelen her türlü düşünceyi kabul edip, onunla savaşmadan, münakaşaya girmeden göndermemiz gerekiyor. Tamam, düşünce gitti ama bitmeyen bir enerji var değil mi? Bunu da benim tavsiyem; koşu, ağırlık kaldırma veya soğuk duşla yok etmeniz. Önceden derdim ki "Kim spor yapacak, kim duş alacak?", ama etkili oluyor arkadaşlar. Güzel bir idman çıkarırsanız haliniz kalmıyor.

Ben bu sefer böyle yaptım ve faydasını gördüğümü düşünüyorum. Aslında bu şekilde sürece aktif müdahale etmiş oluyoruz. Tabii ki yorulmanın da etkisi var ama bence asıl durum, süreci aktif bir şekilde yönetmekten kaynaklanıyor. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden kalkın, relapse olmaktansa dışarı yürüyüşe çıkın, 10 bin adım atın, kendinizi yorun. Tahminimce şöyle 3-4 gün sonra bu durum tersine dönecek.

Zaten özellikle büyük kriz anlarını yönettiğiniz zaman iş daha da kolaylaşıyor. Şöyle düşünüyorum: "Geçen gün daha kötüydü, onu yendim, bunu mu yenemeyeceğim?" Bir de bu aktif süreç boş kalmamızı engelliyor, bence bunun çok etkisi var.

Arkadaşlar bugünlük benden bu kadar. Seviliyorsunuz, sağlıcakla kalın.

30.06.2026
 

s3thr4

Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2026
Mesajlar
6
Tepki puanı
2
Puanları
3
Dostlar tekrardan merhaba, bugün 7. gün. Harbiden güzel bir eşik, düne göre biraz daha ağır geçiyor. Beynim o kadar alışmış ki her türlü çeldirici için beni ikna etmeye çalışıyor. Biraz yorgunum ama sebebi geç uyumuş olmamdan kaynaklı. Sizler nasılsınız, süreçler devam ediyor mu? İnşallah ediyordur.

Chumyuk dostum, yorumun ve tavsiyen için teşekkürler. Tavsiyeni uygulayacağım.

Dostlar, öncelikli olarak şundan bahsedeceğim: Cinsel enerji. Bakın açık konuşacağım; bu enerji bizim kendi elimizle yok ettiğimiz bir şey ve işte tam da sorunun burada olduğunu düşünüyorum. Şimdi bunu iki senaryoda inceleyeceğim.

Senaryo A: Bir Partneriniz Var Öncelikli olarak bu süreç, partnerinize hava atmak için girdiğiniz bir süreç değil. Böyle düşünmeyin. Bu sürecin kendinize ve partnerinize verdiğiniz önem ile değeri gösterdiğini düşünüyorum. "Dostum neden bahsediyorsun?" dediğinizi duyar gibiyim. Hadi açıklayalım:

Varsayıyorum mastürbasyon yapıyorsunuz. Düzenli, az veya çok. Siz bunu yaparak öncelikli olarak yapay yoldan kendinizi tüketmiş oldunuz. Hoop, prolaktin salgılandı. Size diyor ki: "Emrediyorum, yatış!" Ee, o malum rehavete ulaştınız. Tek başınıza... Yapmanız gereken işleri atladınız. Partnerinize karşı göstereceğiniz ekstra özenden kıstınız. O kadar magnezyum, vitamin bilmem ne çöpe gitti. (Not: Elbette tıbbi bir makale yazmıyorum, buradaki hormon ve vitamin mevzuları sürecin bizde yarattığı o fiziksel tükenmişliği anlatmak için.) Genelde de chaser effect (kovalayıcı etki) ağına yakalanırsınız; hadi bakalım dipsiz çukur.

Oradan bir sesler duyuyorum: "Yav işte ben haftada 1 kez yapıyorum, ayda bir kez yapıyorum, porno izlemiyorum, benim iradem yüksek..." Arkadaşlar, madem böyle düşünüyorsunuz, bu forumda vakit kaybediyorsunuz demektir. Bence burada vaktinizi boşa harcamayın. Ama "Dostum benim bu durumdan kurtulmam lazım!" diyen adam; sen kal ve kendini yen.

Senaryo B: Bir Partneriniz Yok Öncelikli olarak insanlara hava atmak için bu sürece girmeyin. Bence 1 yıldan önce kimseye bu durumdan bahsetmeyin; 1 yıl PMO'suz durun, sonra insanlara tavsiye verin ya da yolunuzu anlatın (bu benim şahsi düşüncem). Çünkü siz ne kadar kararlı da olsanız, insanlar sizin relapse (başa sarma) olduğunuzu duyduğunda "Dümen bu, böyle bir şey yok, başarısız olmuş" diyecekler. Bu durum doğrudan sizinle alakalı olmasa da motivasyonunuzu etkileyebilir. Hem genelde insanlar sizi belli bir başarı düzeyine ulaşmadan pek kâle almazlar.

Diyelim yine yaptınız ve o rehavete düştünüz. Hangi işi tamamlayacaksınız? Etkilendiğiniz kişi sizdeki o maskülen enerjiyi (içinizdeki o vahşi öküzü) nasıl hissedecek? Sizi o kişiye sürükleyecek enerji nerede? Vitaminler gitti.

Ama varsayıyorum ki iki senaryoda da yapmadınız. Baba, enerji yüksek! Partnere çekim var. Partner adayına çekim var. Görevlerinizi yaptınız. Enerjiyi spora, entelektüelliğe ve işinize aktardınız. Bu senaryoyla 1-2 yılda kendinizi tanıyamazsınız. Hele o "günde %1 gelişin" dedikleri senaryo var ya, sizi direkt yukarı çeker.

İçinizdeki o vahşi öküzü (eril enerjinizi, potansiyelinizi) öldürmeyin arkadaşlar. Yani kendinize acıyın, yapmayın. Düşerseniz kalkın. Bakın 50 yaş üstü erkeklerde testosteron zamana bağlı olarak düştüğü için içlerindeki o enerji yavaş yavaş azalıyor. Siz 50'ye gelmeden onu öldürüyorsunuz. Karşı cinsle iletişim kurarken saplantılı düşüncelerden, yanlış yerlere odaklanmaktan iki kelam edemiyorsunuz. Sonra "Neden tercih edilmedim?" diyorsunuz.

Arkadaşlar, o vahşi öküzü eğiteceksiniz; doğru yerde, gerektiği yerde ortaya çıkacak. Kontrolü sizde olacak. Bunu da porno izleyerek, mastürbasyon yaparak çözemezsiniz. 90 gün o enerjiyle baş başa kalacaksınız. Onu yönetip yönlendirmeyi öğreneceksiniz.

Bakın, bu çok iğneleyici bir yazı. Şu an bu enerji olmasa, içten yazmasam, içimde üretme dürtüm olmasa dümenden bir yazı olurdu. O malum rehavet üzerimde olsaydı belki yazmazdım bile. Arkadaşlar relapse olmayın, bu ipi siz taşıyın. Bakın, süreci erteledikçe kendi vaktinizden çalıyorsunuz. Bunun "hazır olma" durumu olmaz, ben inanmıyorum. Eğer kararlıysan başla; faydalarını düşünerek başla. Kendinize inancınız olsun, yanına faydalı aktiviteler ekleyin, süreci aktif geçirin.

Dostlar, bu yazı biraz uzun oldu ama sizi bir silkelemek istedim. Kendimi silkelemek istedim. Lütfen bu yazıları süreci benimseyen insanlar üstüne alınsın. Diğer tayfayla tartışmaya girmeye niyetim yok, her koyun kendi bacağından asılır. (Amacım kimseyi dışlamak değil, sadece bu yola baş koyanların motivasyonunu korumak.) Ben burada bir şeyleri değiştirmek isteyen insanlara dilimden dökülenleri filtresiz yazıyorum.

Bakın, gitmeden size bir hayat mottosu bırakayım, ben çok severim bu mottoyu: Bir erkek hata yapabilir, düşebilir ama kalkacak! Bir erkek kilolu olabilir ama kronik bir problemi yoksa bir yolunu bulup o kiloyu verecek! Bir erkek, kendini anlık hazlarla dibe çekmeyecek!

Dostlar görüşürüz, kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın.
01.07.2026
 
shape1
shape2
shape3
shape4
shape5
shape6
Üst