Son Paylaşımlar

Sitemize Hoşgeldiniz NeverFap Türkiye

Bize katılmak için kayıt olabilir veya giriş yapabilirsiniz.

Forum Rehberi >>>

Neverfap Türkiye Forum kurallarını öğrenmeniz ceza almanızı engeller. Kurallarımızı okuyunuz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

Yönetimle İletişime Geç >>>

Sitemizi kullanırken yaşadığınız sorun ve önerilerinizi yöneticiler ile paylaşabilirsiniz. Sağdaki simgeye tıklayarak gidebilirsiniz.

5 Yıl Sonra Loner Iı

Loner II

Computational Neuroethologist
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
84
Tepki puanı
241
Puanları
54
Yaş
25
Konum
Stockholm
Yazının başlangıcına "4 Yıl Sonra "Loner"" linkinden ulaşabilirsiniz. Yazının içeriğini daha net anlama konusunda bir yol gösterebilir.

İlk yazı 26 Nisan 2025'te çok spontane bir şekilde yazıldı. Normalde 26 Nisan 2026 için planlıyordum fakat yarının ne olacağı belli değil. Bu sadece ülkemiz için değil, dünyanın her yeri için geçerli, son süreçteki savaşlar, Hindistan'daki olası bir pandeminin patlak verebileceği gerçeği ve aslında her geçen gün daha da kötüye giden onlarca şey. O nedenle sadece bu yazıya özel bir vakti ayırmayı uygun gördüm. İlk yazıya nazaran daha farklı bir formatı ele alacağım...

İlk yazının yazıldığı dönemlerde Viyana Üniversitesinden (UniWien) bizzat kabul almıştım ziyaretçi araştırmacılık için 3 ay kadar. Psikolojik olarak aslında derin bir yıkımın, saplantılı bir düşüncenin ve ilk defa Avrupa'ya çalışmak için gidecek olmanın bir duygusu vardı. O dönemlerde hatırlayanlar olacaktır protestolar çok sık oluyordu, kendimi çok dağınık ve var olan karmaşanın içinde kayıp hissediyordum. Kendimi içime çok kapatmış ve kaostan uzak bir yaşantıyı sürmekteydim, TÜBİTAK ile birkaç görüşmem ayrıca oldu. Akademi ve iş dünyasına dair şeyler çok büyük bir çoğunluk için mutluluk verici şeyler iken benim için bir şey ifade etmiyordu. Saplantılı bir düşünce nedeniyle düşünsel olarak felç vaziyetteydim, bu düşünce aslında çok uzun vadeli bir ilişki kaynaklıydı. İlişkinin çok detaylarına girmeyi doğru bulmuyorum ancak gece yarılarında edilen kavgaları, ayrıl-barış döngülerini ve "ARTIK BİTSİN" diyememenin bir yükü vardı. Üniversite hayatımın neredeyse tamamını geçirdiğim bir insanın (tanışıklıktan bu yana 3.5 yıl) elbette hayatımda bir ağırlığı vardı ve bu gerçekten bırakılması çok zor bir şey. Tabii ki burada iki tarafın da "Artık çok yoruldum" diye bağırıp çağırmaları ve ortak paydaya oturup bunu bitirmeleri gerektiğini anlamaları çok zaman sürdü.

VİYANA

Viyana'ya gidenler varsa bilecektir, Schwechat treni var havalimanından merkeze giden. Bu tren doğanın içinden geçen, son derece barışçıl bir ortamı size sunan yaklaşık 40 dakikalık bir yol. Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri kesinlikle ama pahalı bir şehir. Hocalarımızdan tutun öğrencilerine kadar herkes eğitimli, herkes sakin, herkes seviyeli bir ahlaka ve doğru bir üsluba sahip. 3 aylık sürecimde hayatımın belki de en mükemmel zamanlarını geçirdim diyebilirim zira sokaklarda bisiklet sürmesi, müzelerini gezmesi, kahvaltısını yapması, insanlarla tanışması derken zaten üç paragraf yazabilirim. Toplu taşıma her yere var, bisikletle git, kaykayla gez, yürü yürüyebildiğin kadar! O taraflara temelli gidebilmek için 3 ay geceli gündüzlü çalıştım, inanılmaz sık gezmediğimi biliyorum ki çok bilinen yerlerini elbette gördüm ancak memnun kalınmayan bir süreç olunsaydı bu akademi süreci benim için Avrupa sadece güzel bir anı olacaktı. Neyse ki UniWien için profesör hocalarım (aslında çok fazla ülkeye) referansımı verdi... Şu an sadece belli bir bütçenin ayarlanması için uğraşıyorum.

Felç hali orada da biraz olsun sürdü. Olayın bokunun çıktığı biliyordum, aile bir yandan bütün akrabalar ve arkadaşlar koro misali "Ayrıl şu kızdan" dediler. Ağustos ayında Tübingen'den gelen bir ahbabımla oturduk, biralarımızı ve şinitzellerimizi tüketirken bu yıllardır süren mevzuyu konuşmak istedi, ben ise saniyesinde bir mesaj yolladım ve "Bitmesi gerekiyor, ayrılalım" dedim. Benden nefret ederek ve ebediyen ayrıldı! Bunun ne kadar ağır olduğunu belki genç kardeşlerimiz tam yorumlayamayabilir ama yüreğimin her yerinden kan akıyordu, ayrıldıktan sonra ancak iyileşmeye başladım. Olay aşk değildi artık, olay hayatımın ilerleyişine engel olan bir bağın kopmasıydı. Doğru kararı verdiğimi her gün fark ediyorum. Kaldığım yerde dağınık yaşıyordum ancak daha derli toplu olmaya, daha özenli giyinmeye, daha çok sohbet etmeye hatta iki haftada falan dışarı çıkıp başka insanlarla tanışmaya koyuldum. Ülkeden dönmem zaten çok duygusal oldu, AŞTİ'ye vardığımda ülkemin dumanlı ve buhranlı havasını hatırladım.

TÜRKİYE

Ayrılık sonrasında ülkeye dönmem ve iş süreçleriyle birlikte olabilecek en uç seviyede içime kapandım. Sosyal medya kullanmıyor, zorunda olmadıkça toplu taşımaya bile binmiyor, insan görmekten daha da nefret eder hale geliyordum. Arkadaş çevrem aslında oldukça daralmıştı, üniversiteye mezuniyet sonrası bir ziyaretimde bazı arkadaşların hasetli davranışlarına maruz kaldım. İmalı bir nefret vardı ortada, neyin kaprisi olduğunu anlamadım ve onlar da söyleme tenezzülünde bulunmadı. Daha da uğramak istemedim üniversiteye (yine uğradım). Çevremdeki tek tük kişiler dışında yeni birileriyle tanışsam da zamanla kendi karakterime dair sıkıntıları da görmeye başladım. Normalde bu metni ayrılık üstüne kurmaktan yana değilim ancak ayrılık kısmının ne kadar önemli olduğunu anlatmam gerekir.

Doğru bir ayrılık insanı gerçekten derin düşüncelere ve büyük bir olgunlaşmaya sürüklüyor. Benim için en büyük olgunlaşma ve aydınlanma süreci tabii ki karakter yönünde oldu. Daha sakin, daha sabırlı, daha disiplinli ve daha mantık çerçevesinde bakmaya başladım olaylara. Uzun yürüyüşler yapıyordum doğada, bazen ODTÜ'de veya bazen Hacettepe'de veya bazen Mogan-Eymir'de falan. Sonra bu uzun yüzme süreçlerine (300 metreden 2 km'ye kadar) ve ağırlık sporuna evrildi. Ayrılık acısının nasıl ruhumda şekil alacağını iyi gözlemliyordum doğru ama bu belki de sürecin en zorlu anlarıydı. Gurura yenilip yazabilirdim ama gurursuzluğun ve Bekir-Uğurculuk oynamanın kimseye yararı yoktu. Bir karar verildi ve kararın arkasında durulmalıydı.

Ev arkadaşı edindim, kaç yıldır yurtta ahbabımdı. Güleriz, söveriz, dövüşürüz ama birbirimize dayanırız. Karşılıklı insan ilişkisi süreçlerinde güvenebilmek gerçekten büyük bir şey. Yani yüzünüze gülünüyor diye onun iyi niyetli olduğunu sanmamak gerekir. Neler neler yaptık birbirimize ama ne oldu, gün gelip devran döndüğünde biz yine dostluğumuzu koruyoruz. Yarın ne gösterir bilemeyiz ama... Onun dışında birkaç dost gayet de yeterli. Zaman geldiğinde gerçekten bir duyguyu hissedeceğimiz insanlar da azalıyor, buna gerçekten insanların çok çok büyük bir çoğunluğunu değer bulmuyorum.

Date hayatını çok aktarmayacağım. Belli bir sayıda kadınla görüştüm ancak uyuşmazlıklar bir yana gerçekten de piyasadaki b*ktanlığı tekrardan gördüm. İyi birini bulmak kolay ama "bize" iyi birini bulmak kolay mı gerçekten? Gaslighting yapan da gördüm, kaçıngan da gördüm, kaburgam kırıldı dedikten sonra telefonda trip atan da gördüm... Gördüm yine göreceğimi! Bekarlık sultanlık mıdır her zaman tartışılır ancak gerçekten iyi birini bulmak bir yana ayrılığı bile medeni bir şekilde verebileceğimiz kişiler bulmamız gerekiyor. Bir de bunu aramak için aktif bir çaba sarf etmek de abes, yatırım alınacak bir şirket gibi görmek lazım kendimizi. Kendimize verdikçe başkalarına çekici görünüyoruz.

Peki bir yıl daha sonra neler öğrendim:

1- Kendimden başka kimseye o kadar da dayanmamayı öğrendim. İnsanların güçlüye dayanması evet olabilir ama güçlü biri gün bittiğinde kendine veya kendine dair bir şeylere dayanmalı.

2- İnsani bağlar zannedildiği kadar iyi ya da zannedildiği kadar kötücül değil. Güveneceğiniz kişi size her dakika "Hihihihihi" yapmak zorunda değil, hatanızı doğrulukla söyleyen kişiye kulak asılması gerekebilir. Unutulmamalı ki bu onların görüşüdür; sizin kendinize göre bir dünya görüşünüzün, hatalarınızın ve doğrularınızın olması gerekir.

3- Dağınık yaşamak başlı başına bir sorumsuzluktur. Sağlıksız beslenmek, plansız yaşamak ve kendine dikkat etmemek kişinin kendine en büyük saygısızlıkları arasındadır. Kendi özümüze başka ama geçici şeyler için ihanet etmememiz gerekir!

4- Bu hayat her zaman emeğimizin karşılığını verir. Belki dilediğimiz şekilde vermez ama her şekilde etki-tepki yasası bulunur. Ne yaparsak oyuz, ne düşünürsek değil.

5- Karanlığa gömüldüğüm zamanlarda, böyle tavanı izleyerek çaresizliği dibine kadar yaşarken bildiğim bir şey var. O karanlık bir şekilde geçiyor, belki zaman alıyor ama bir şekilde aydınlığa sizi ulaştırıyor.

6- Manga'nın bir şarkısından alıntısı var: "Dursun zaman, dursun diyorsun da oyun değil ki yaşamak..." Göksel bu sözleri çok duyguyla ve vurguyla aktarır. Yaşamak durmak bilmeyen bir oyun, aslında topluma zararımız olmadığı takdirde özgür bireyleriz. Özgürlüğü ne kadar kaldırabiliriz tartışılır ancak nasıl yaşamak istediğimiz çoğu açıdan bizim elimizde. Şanslı kişiler vardır her zaman, hayat adil olmadı asla ama eylemdir insanı insan yapan.

7- Yapay zekanın patlamasıyla birlikte toplumdaki düşünebilme kabiliyeti azalıyor. Zaten düşünemeyen çoğunluklar olarak (bütün dünya aslında) düşünenlerin işi gerçekten zor. Bilincin verdiği bir özgürlük var ama doğru yönetilmeyen, etikten uzak ve akılsız bir bilinç çok büyük zararlara yol açabilir. Zeka her şey değildir, çok şeydir ama her şey değildir. Çok zeki olup da gerçekten o aklı kullanacak kadar mantığı olmayan adamlar gırla. İnsan kendini kitaplarla, filmlerle değil sadece; karakteriyle de eğitmeli.

8- Ayrılıklar dünyanın sonu değildir. Öyle düşünülür, metaforik bir öldürmedir ayrılık aslında. Eğer toksik bir dinamiğin içinde ikinizin de ölmesindense ikinizin de yaşaması ya da sadece sizin kurtulmanız daha faydalıdır. Zira kimse böyle bir şeye değmez!

9- Ne olursa olsun kendinizi bir adım daha ileriye taşıdığınız takdirde hayattasınız. Ölmediğiniz surette bir şans vardır her şeyi yeniden yaratabilmek için.

10- Bu yanlış olabilir ama intikamlar bana kalırsa alınmalıdır. Dünya malı dünyadadır ve adaleti karma belki sağlar, belki de sağlamaz. Kan dökmediğiniz takdirde veya büyük zararlar vermediğiniz takdirde ya kendinizi böyle bir şeyin içine sokmamalı, sokarsanız da kin güdecek raddeye gelmeden hamlenizi yapmanız gerekir. Kin bütün insani duyguları çürütür!

Bir sene sonra nerede, ne koşullarda veya nasıl yazacağımı bilmiyorum. Ya da sizin nasıl okuyacağınızı. Yarının düşüyle yaşanmaz. Bildiğim tek bir şey var; aktaracağım belki de bütün insanlığa, savaşlara, yıkımlara, oburluğa, yaşayan ve yaşayacak herkes, her şeye:

OZYMANDIAS

"Eskil bir ülkeden bir yolcuya rastladım
Dedi ki; koca bir anıtın iki ayağı duruyor
Çölün tam ortasında,kumların tam üzerinde
Yarı batmış,kaşları çatık yüzüyle bir baş
Büzülmüş dudaklarıyla sanki sesleniyor
Yontucunun nice tutkularını yakalayıp
Şimdi bile yaşayan bu cansız şeylere aktardığı
Elleriyle taklit ettiği ve kalbiyle beslediği
Anıtın kaidesinde şunlar okunuyor:
“Ben Krallar Kralı Ozmandias’ım.”
Ey güçlü olan,şu yaptığım işlere bak ve titre””
O tarihi anıtın, uçsuz bucaksız çevresinde
Arasan sadece koca bir gövde ve kalıntılar
Başkaca uzanıp giden yalnızlık ve kumlar."

Percy Bysshe Shelley
 

Loner II

Computational Neuroethologist
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
84
Tepki puanı
241
Puanları
54
Yaş
25
Konum
Stockholm
GÜNCELLEME

Yarın TÜBİTAK'ta son günüm. 2024'ten beri TÜBİTAK ile sürekli bir iş birliğim oldu, hatta Viyana dönüşünden sonra bir yıla yakın araştırmacı olarak çalıştım. Belli bir bütçeyi cebime koyduktan sonra ve bir birikimle birlikte daha kendimi gerçekleştirebileceğim ve yaratabileceğim bir iş arayışına girdim. İşi de ayarlıyorum şu anda, haber edeceğim.

Black Rose ile görüşmem olmuştu bir yüksek lisans tezi konusunda, Türkiye'de yüksek lisansı yapmaktansa doğrudan yurt dışına gidişi yaparak bir Master eğitimi almak hep aklımda olan şeydi. Normalde bu tezin bir kapsamı için görüşülecekti gönüllü kişilerle ancak İsveç etik konularda aşırı titiz olduğundan bunu sekteye aldım ve daha profesyonel kişilerden alınacak danışmanlık sonrasında tez için ulaşılabilirse ulaşılması gerektiğinden yanayım.

Onun dışında da 2.makalem "submission" aşamasında ve çok çok yorgunum ahali. Var mı kafa dağıtmalık, çerez niyetine dizi önerisi olan?
 

Lazrail

Emektar Üye
Katılım
10 Kas 2020
Mesajlar
204
Tepki puanı
262
Puanları
160
Var mı kafa dağıtmalık, çerez niyetine dizi önerisi olan?
Çok fazla dizi izleyen biri değilim. Seçici davrandığımdan da genelde iyi diziler izledim. Mindhunter izlemiştim çok çok eskiden ve aklımda yer etmişti. Çok iyi diziydi. Ama David Fincher abimiz sağolsun devamı gelmedi dizinin. Sanırım ikinci sezonda da ayrılmıştı zaten. Onun dışında true detective var aklımda. Onu izlemedim ama güzel olduğuna eminim ve çerez niyetine izleyebilirsin. Peaky blinders da güzel. Dizi bitince filmini izlersin. Narcos da güzeldi. Escobar ölene kadar izlersin sonrası pek de keyifli değil. Tepedeki ev dizisi de güzel. Gibi dizisi çok çok çok iyi bir dizi. Eğer o tarz komedi seviyorsan şiddetle öneririm. Bazen izleyecek bir şey bulamadığımda açar tekrar izlerim. Çünkü bölümlerin birbiri ile bağlantısı yok. Black mirror da güzel. Ama bazı bölümleri pek sarmayabilir. Sen bir tane öneri istemiştin ama ben baya uzattım. En iyisi hocam sen mindhunter izle devam et :)
 
Son düzenleme:

punisher1103

Yeni Üye
Katılım
12 Mar 2026
Mesajlar
15
Tepki puanı
13
Puanları
3
Çok fazla dizi izleyen biri değilim. Seçici davrandığımdan da genelde iyi diziler izledim. Mindhunter izlemiştim çok çok eskiden ve aklımda yer etmişti. Çok iyi diziydi. Ama David Fincher abimiz sağolsun devamı gelmedi dizinin. Sanırım ikinci sezonda da ayrılmıştı zaten. Onun dışında true detective var aklımda. Onu izlemedim ama güzel olduğuna eminim ve çerez niyetine izleyebilirsin. Peaky blinders da güzel. Dizi bitince filmini izlersin. Narcos da güzeldi. Escobar ölene kadar izledi sonrası pek de keyifli değil. Tepedeki ev dizisi de güzel. Gibi dizisi çok çok çok iyi bir dizi. Eğer o tarz komedi seviyorsan şiddetle öneririm. Bazen izleyecek bir şey bulamadığımda açar tekrar izlerim. Çünkü bölümlerin birbiri ile bağlantısı yok. Black mirror da güzel. Ama bazı bölümleri pek sarmayabilir. Sen bir tane öneri istemiştin ama ben baya uzattım. En iyisi hocam sen mindhunter izle devam et :)
Kaydetme özelliği yok mu ya kaydedelim😄
 

Loner II

Computational Neuroethologist
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
84
Tepki puanı
241
Puanları
54
Yaş
25
Konum
Stockholm
Çok fazla dizi izleyen biri değilim. Seçici davrandığımdan da genelde iyi diziler izledim. Mindhunter izlemiştim çok çok eskiden ve aklımda yer etmişti. Çok iyi diziydi. Ama David Fincher abimiz sağolsun devamı gelmedi dizinin. Sanırım ikinci sezonda da ayrılmıştı zaten. Onun dışında true detective var aklımda. Onu izlemedim ama güzel olduğuna eminim ve çerez niyetine izleyebilirsin. Peaky blinders da güzel. Dizi bitince filmini izlersin. Narcos da güzeldi. Escobar ölene kadar izlersin sonrası pek de keyifli değil. Tepedeki ev dizisi de güzel. Gibi dizisi çok çok çok iyi bir dizi. Eğer o tarz komedi seviyorsan şiddetle öneririm. Bazen izleyecek bir şey bulamadığımda açar tekrar izlerim. Çünkü bölümlerin birbiri ile bağlantısı yok. Black mirror da güzel. Ama bazı bölümleri pek sarmayabilir. Sen bir tane öneri istemiştin ama ben baya uzattım. En iyisi hocam sen mindhunter izle devam et :)
Fincher abimizin her iși ayrı özenli, ayrı güzel ya. Mindhunter seyrettim esasında az buz ama sonrası yok. Fight Club harici Seven vardı bir de, ona ne dersin hocam?

Peaky Blinders için de acaba popüler kültürün abarttığı yapımlardan biri mi diye düşünüyordum. Gibi için de aynısını düşünüyorum esasında, lüzumsuz ön yargı belki. Bakılabilir. Black Mirror'a bakacağım, o arılı bölümü unutmam mümkün değil. Bir de insan puanladıkları bölüm vardı...

Better Call Saul'a ne dersin?
 

Lazrail

Emektar Üye
Katılım
10 Kas 2020
Mesajlar
204
Tepki puanı
262
Puanları
160
Fight Club harici Seven vardı bir de, ona ne dersin hocam?
Hocam bu dediklerin film. Sen film tavsiyesi mi istiyorsun yoksa dizi mi :) Akademiden kafa yandı herhalde senin :) Hahahahaha. O filmde gayet iyiydi bu arada.
Peaky Blinders için de acaba popüler kültürün abarttığı yapımlardan biri mi diye düşünüyordum. Gibi için de aynısını düşünüyorum esasında, lüzumsuz ön yargı belki.
Popüler kültürden ziyade sana hitap etmesi önemli hocam. Özellikle de Gibi için söylüyorum bunu. Dizinin sana hitap edip etmediğini anlaman için de önerim şu bölümü izle : 2.Sezon 6.Bölüm. Ben bu diziyi çok beğeniyorum. Ama arkadaşlarıma izlettiğimde kimisi beğeniyor kimisi beğenmiyor. Misal Quentin Tarantino'nun filmleri de öyle. Ben çok severim. Ama izlettiğim arkadaşa hitap etmiyor ya da anlayacak kapasitede değilse(tabi burada gerizekalı demiyorum birşeylerin belli başlı farkındalığı demek doğru olur sanırım.) beğenmiyor. Bir diğer örnek de arkadaşlarıma izletmedim ama Oslo,31 Ağustos filmini severim. Bir arkadaşıma izletsem büyük ihtimalle bu ne der?
Better Call Saul'a ne dersin?
Breaking Bad'i izledim. Güzeldi. Bahsettiğin diziyi bilmiyorum. Uzun olduğu zaman dizilerden uzak duruyorum açıkçası. Başladığım diziyi bitiririm genelde. Son üç sezonu kötü olabilir ve o kadar bölümü izlemeye dayanamam diye uzun dizilere bakmıyorum. Bir şeyleri yarım bırakma alışkanlığın olursa bir gün o zaman uzun diziler izlerim herhalde. Bunun sebebi de şu. Two And A Half Men dizisini izlemiştim. Charlie Sheen çıktıktan sonraki bölümler hiç sarmadı ki o çıkmadan önceki son sezonlarda da zaten dizi sarmamaya başlamıştı. Sanırım son dört sezonu hiç sarmadığı halde izledim.

Sopranosu da uzun olmasına rağmen izlemeye niyetliydim ama niyeyse vazgeçtim ondan da :) Dizilerle pek aram yok ondan olsa gerek.
 

Loner II

Computational Neuroethologist
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
84
Tepki puanı
241
Puanları
54
Yaş
25
Konum
Stockholm
Hocam bu dediklerin film. Sen film tavsiyesi mi istiyorsun yoksa dizi mi :) Akademiden kafa yandı herhalde senin :) Hahahahaha. O filmde gayet iyiydi bu arada.
Yarından itibaren toparlarız inşallah. Yanacak bir kafa bile kalmadığı için... Film de olur dizi de olur, fark etmiyor çok.
Popüler kültürden ziyade sana hitap etmesi önemli hocam. Özellikle de Gibi için söylüyorum bunu. Dizinin sana hitap edip etmediğini anlaman için de önerim şu bölümü izle : 2.Sezon 6.Bölüm. Ben bu diziyi çok beğeniyorum. Ama arkadaşlarıma izlettiğimde kimisi beğeniyor kimisi beğenmiyor. Misal Quentin Tarantino'nun filmleri de öyle. Ben çok severim. Ama izlettiğim arkadaşa hitap etmiyor ya da anlayacak kapasitede değilse(tabi burada gerizekalı demiyorum birşeylerin belli başlı farkındalığı demek doğru olur sanırım.) beğenmiyor. Bir diğer örnek de arkadaşlarıma izletmedim ama Oslo,31 Ağustos filmini severim. Bir arkadaşıma izletsem büyük ihtimalle bu ne der?
Tarantino'da çok değişik kafa. Kill Bill var, Inglorious Bastards falan var. Pulp Fiction olabilir. Kafa karıştıracak adamlarda Gaspar Noe var, o da öyle her baba yiğidin harcı değil. Noe izlerim dersen "Irreversible" diye bir filmi var, iyice araştır de izle derim. :)
Breaking Bad'i izledim. Güzeldi. Bahsettiğin diziyi bilmiyorum. Uzun olduğu zaman dizilerden uzak duruyorum açıkçası. Başladığım diziyi bitiririm genelde. Son üç sezonu kötü olabilir ve o kadar bölümü izlemeye dayanamam diye uzun dizilere bakmıyorum. Bir şeyleri yarım bırakma alışkanlığın olursa bir gün o zaman uzun diziler izlerim herhalde. Bunun sebebi de şu. Two And A Half Men dizisini izlemiştim. Charlie Sheen çıktıktan sonraki bölümler hiç sarmadı ki o çıkmadan önceki son sezonlarda da zaten dizi sarmamaya başlamıştı. Sanırım son dört sezonu hiç sarmadığı halde izledim.
Breaking Bad mesela altta yatan derin mesajlara karşın son derece akıcı bir sunumla ortaya koymuştu her şeyi. Gerçekten insanlık tarihinin en güzel yapımlarından biri olabilir. Geçen arkadaşla dizi izliyorduk işte, La Casa de Papel var işte. O epey sarmıştı mesela, bir bölüm iki bölüm derken iki sezonu yarılamıştık hani. Two And a Half Men sitcom olması lazım, önceliği herhalde Friends'e verebilirim.
Sopranosu da uzun olmasına rağmen izlemeye niyetliydim ama niyeyse vazgeçtim ondan da :) Dizilerle pek aram yok ondan olsa gerek.
Ağır tempolu biraz, yine de çok güzel. Bir de Sopranos'un Türk uyarlaması var, Altındağlar (?) olması lazım, tam çıldırmalık anasını satayım. Ağır tempo seviyorsan The Wire da güzel ama o epey ağır. Kafa dağıtmalıktan ziyade gerçekten zihni odaklaman gerekiyor.
 

Lazrail

Emektar Üye
Katılım
10 Kas 2020
Mesajlar
204
Tepki puanı
262
Puanları
160
Kafa karıştıracak adamlarda Gaspar Noe var, o da öyle her baba yiğidin harcı değil. Noe izlerim dersen "Irreversible" diye bir filmi var, iyice araştır de izle derim. :)
:) Onu da izledim hocam. Saysam 600 tane film izlemişimdir sen izlerim dersen diyorsun hahahaha :) Gaspar Noe’nin daha fazla filmi var diye hatırlıyordum ben de başka yönetmenle karıştırdım herhalde. O filmi de spoilerlı izlemiştim sayılır. Filmin yorumlarında sanırsam filmin matematiğini yazmıştı biri ondan pek sarmamıştı. Film güzelse de ben pek anlamadım. Bir de o on beş dakikalık sahneye hiç gerek yoktu be. Bunun dışında sen climaxi izle de söv bi yönetmene :) Hiç anlamadım yav filmi. Filmin yorumlarına baktım onlar da anladığını anlatamamış. Dedim bazı yönetmenler sanatsal film yapıcaz diye bazen hakkaten cılkını çıkarıyor. Çünkü bazı filmleri hakikaten yönetmenlerin açıklaması gerek. Öyle diyince izlenmemesi gereken filmler geliyor aklıma da mesaj uzayacak gerek yok. Filmi biraz hatırladım da galiba uyuşturucu zararlıdır sonucunu çıkarmıştım filmden. Bundan ziyade bence yönetmenin en iyi ve anlaşılabilir filmi love filmidir.
Two And a Half Men sitcom olması lazım, önceliği herhalde Friends'e verebilirim.
İzle diye demedim hocam zaten. Bahsi geçti diye dedim.
Ağır tempolu biraz, yine de çok güzel. Bir de Sopranos'un Türk uyarlaması var, Altındağlar (?) olması lazım, tam çıldırmalık anasını satayım.
Altındağları izlemedim. Ama eleştirisini izledim ve dizi de izlenmediği için yarım kalmış zaten. Hem Şafak Sezer komedyen diziyi eleştirisini izlemeden görsem de olmayacağını anlayacağım için uzak dururdum herhalde. Diğer dizi tavsiyelerin için de sağol. Ama ilk sırada true detective var.
 
Son düzenleme:

Loner II

Computational Neuroethologist
Katılım
22 Tem 2021
Mesajlar
84
Tepki puanı
241
Puanları
54
Yaş
25
Konum
Stockholm
:) Onu da izledim hocam. Saysam 600 tane film izlemişimdir sen izlerim dersen diyorsun hahahaha :)
"Say lan :D" - Sir Recep İvedik
Gaspar Noe’nin daha fazla filmi var diye hatırlıyordum ben de başka yönetmenle karıştırdım herhalde. O filmi de spoilerlı izlemiştim sayılır. Filmin yorumlarında sanırsam filmin matematiğini yazmıştı biri ondan pek sarmamıştı. Film güzelse de ben pek anlamadım. Bir de o on beş dakikalık sahneye hiç gerek yoktu be. Bunun dışında sen climaxi izle de söv bi yönetmene :) Hiç anlamadım yav filmi. Filmin yorumlarına baktım onlar da anladığını anlatamamış.
Film camiasında gerçekten çok değişik işler ya kuytuda köşede kalmış falan. Tarkovsky, Kubrick falan var; onlara da bakmak gerek aslında. Sanatsal ifade yöntemleri içinde en vurucu olanlarından biri olabilir ya sinema ya da edebiyat (özellikle hikaye ya da şiir, kısaldıkça anlam derinliği artıyor olabilir). Yorumladıkça ve derine indikçe işin içinden çıkamıyorsun bazı yönetmenlerin işlerinde...
Dedim bazı yönetmenler sanatsal film yapıcaz diye bazen hakkaten cılkını çıkarıyor. Çünkü bazı filmleri hakikaten yönetmenlerin açıklaması gerek. Öyle diyince izlenmemesi gereken filmler geliyor aklıma da mesaj uzayacak gerek yok. Filmi biraz hatırladım da galiba uyuşturucu zararlıdır sonucunu çıkarmıştım filmden. Bundan ziyade bence yönetmenin en iyi ve anlaşılabilir filmi love filmidir.
"Bekir olmayın!" - Zeki Demirkubuz
 

Lazrail

Emektar Üye
Katılım
10 Kas 2020
Mesajlar
204
Tepki puanı
262
Puanları
160
Tarkovsky, Kubrick falan var; onlara da bakmak gerek aslında.
Tarkovsky i izlemedim ama yalan yok. 2001 Uzay Destanı neydi ya. Gözleri Tamamen Kapalıdan sonra öldü. Bir topluluk öldürdü dediler filan. Bilemem kardeş bilemem. Portakalı soymadan içindekini bilemem.
Sanatsal ifade yöntemleri içinde en vurucu olanlarından biri olabilir ya sinema ya da edebiyat (özellikle hikaye ya da şiir, kısaldıkça anlam derinliği artıyor olabilir). Yorumladıkça ve derine indikçe işin içinden çıkamıyorsun bazı yönetmenlerin işlerinde...
Ben film güzel diye demedim bu arada. Adam climax i bir şey anlatmak için değil sırf sanatsal bir film çekmeliyim kaygısıyla yapmış ondan dedim. Büyük ihtimalle lux aeterna da öyledir.
 
Son düzenleme:
shape1
shape2
shape3
shape4
shape5
shape6
Üst