Sigmaburda821
Ay Yolcusu
- Katılım
- 13 Ocak 2026
- Mesajlar
- 110
- Tepki puanı
- 74
- Puanları
- 31
CİNSELLİK OLMADAN AŞK MÜMKÜN MÜDÜR?
Bu yazıda, "cinsellik olmadan aşk mümkün müdür?" sorusunu ele alacağız. Bu, çok konuşulmayan ama toplumda görülen bir konu; bu konuyu açıklamaya ve mekanizmaları anlamaya çalışacağız. Aşk denince herkesin aklına tek birşey gelir: heyecan, kalbin hızlanması, ellerin terlemesi... Ama aşk sadece tek bir tür mü acaba? Farklı türleri olabilir mi? Cevap; evet olabilir, hatta var zaten.
Bugün topluma baktığımızda 2 farklı insan tipi görürüz: Biri aşık olduğu kadına yoğun bir arzu duyan; biri "Aşık olduğum kadına asla cinsel arzu duymam, bu ona olan sevgimi kirletmek olur" diyen. Yani bir yoğun arzuyla öne çıkan, bir tane de yoğun şefkat ve bağ ile öne çıkan 2 farklı aşk türü vardır Hatta psikolojide "Madonna-Fa*işe Kompleksi" adında bir kompleks vardır bu komplekse sahip erkekler kadınları kafalarında ikiye ayırır: "Madonna" yani hanımefendi olarak gördüğü kadına derin bir şefkat duyup onu yüceltir ve ona cinsel arzu duymayı bir nevi kirletmek olarak görür. Diğer tarafta ise sadece cinsel arzu duyduğu ama şefkat beslemediği kadınlar vardır.. Peki, bunların mekanizması nedir?
Cinsellik odaklı aşk; üremeyi ve gen aktarımını sağlamak için olan dopaminerjik bir sistemdir. Bu sistemde beyin, yoğun bir dopamin ve testesteron salgılar. "Aşık olduğum kadına yüksek bir arzu duyarım" diyenlerde çalışan mekanizma budur.
2.türden insanlardaki mekanizma nedir? O, farklı bir kimyasal mekanizmadır; burada başrolde dopamin değil, oksitosin vardır. Oksitosin; güven, empati ve yakınlık hormonudur. Bu türün en somut kanıtlarından biri, e*stazi kullanan kişilerde gözlemlenen durumdur. Bu kişiler yoğun sevgi ve aşk hissederler ama cinsel istek neredeyse sıfıra düşer. (Tabiki e*stazi çok zararlı bir madde ama konumuz bu değil.) Yani biz burdan şunu anlıyoruz: Bal gibi de cinsellik olmadan aşk olur, bu bir gerçektir.
Daha önce ben şefkat odaklı aşkın daha güçlü olduğunu düşündüğümü söylemiştim, şimdi buna bazı deliller getireceğiz. Haz odaklı aşk, doğası gereği zamana yenik düşer. Beyin aynı uyarana maruz kaldıkça alışma geliştirir ve o ilk baştaki dopamin fırtınası yerini durgunluğa bırakır. Arzu aslında bencilcedir; özne karşı taraf değil, şahsın kendisidir.
Şefkat ve bağ odaklı aşk ise zamana karşı yenik düşmez. Oksitosin odaklıdır ve zaman geçtikçe azalmak yerine artar. Ve bu aşk türünde özne, aşık olunan kişidir; kişi aşık olduğu kişiyi kendinden öne koyar. Ve bence arzu odaklı aşktan daha yücedir; çünkü arzu odaklı aşk haz arayışıyken, bağ odaklı aşk aşık ile maşukun birbirine duyduğu derin saygı ve sevgiyi ifade eder. Bazen bu hisler o kadar güçlü olur ki, aşık ile maşuk bir bedende bütün olmak ister.
Bu yazıda iki farklı aşk türü olduğundan, bu türlerin ne olduğundan, nasıl olduğundan, mekanizmalardan ve hangisinin daha uzun süreli ve bana göre daha yüce olduğundan bahsettik. Umarım hayatınızın aşkını bulursunuz ve onunla mutlu bir ömür geçirirsiniz. Sevgilerle...
Bu yazıda, "cinsellik olmadan aşk mümkün müdür?" sorusunu ele alacağız. Bu, çok konuşulmayan ama toplumda görülen bir konu; bu konuyu açıklamaya ve mekanizmaları anlamaya çalışacağız. Aşk denince herkesin aklına tek birşey gelir: heyecan, kalbin hızlanması, ellerin terlemesi... Ama aşk sadece tek bir tür mü acaba? Farklı türleri olabilir mi? Cevap; evet olabilir, hatta var zaten.
Bugün topluma baktığımızda 2 farklı insan tipi görürüz: Biri aşık olduğu kadına yoğun bir arzu duyan; biri "Aşık olduğum kadına asla cinsel arzu duymam, bu ona olan sevgimi kirletmek olur" diyen. Yani bir yoğun arzuyla öne çıkan, bir tane de yoğun şefkat ve bağ ile öne çıkan 2 farklı aşk türü vardır Hatta psikolojide "Madonna-Fa*işe Kompleksi" adında bir kompleks vardır bu komplekse sahip erkekler kadınları kafalarında ikiye ayırır: "Madonna" yani hanımefendi olarak gördüğü kadına derin bir şefkat duyup onu yüceltir ve ona cinsel arzu duymayı bir nevi kirletmek olarak görür. Diğer tarafta ise sadece cinsel arzu duyduğu ama şefkat beslemediği kadınlar vardır.. Peki, bunların mekanizması nedir?
Cinsellik odaklı aşk; üremeyi ve gen aktarımını sağlamak için olan dopaminerjik bir sistemdir. Bu sistemde beyin, yoğun bir dopamin ve testesteron salgılar. "Aşık olduğum kadına yüksek bir arzu duyarım" diyenlerde çalışan mekanizma budur.
2.türden insanlardaki mekanizma nedir? O, farklı bir kimyasal mekanizmadır; burada başrolde dopamin değil, oksitosin vardır. Oksitosin; güven, empati ve yakınlık hormonudur. Bu türün en somut kanıtlarından biri, e*stazi kullanan kişilerde gözlemlenen durumdur. Bu kişiler yoğun sevgi ve aşk hissederler ama cinsel istek neredeyse sıfıra düşer. (Tabiki e*stazi çok zararlı bir madde ama konumuz bu değil.) Yani biz burdan şunu anlıyoruz: Bal gibi de cinsellik olmadan aşk olur, bu bir gerçektir.
Daha önce ben şefkat odaklı aşkın daha güçlü olduğunu düşündüğümü söylemiştim, şimdi buna bazı deliller getireceğiz. Haz odaklı aşk, doğası gereği zamana yenik düşer. Beyin aynı uyarana maruz kaldıkça alışma geliştirir ve o ilk baştaki dopamin fırtınası yerini durgunluğa bırakır. Arzu aslında bencilcedir; özne karşı taraf değil, şahsın kendisidir.
Şefkat ve bağ odaklı aşk ise zamana karşı yenik düşmez. Oksitosin odaklıdır ve zaman geçtikçe azalmak yerine artar. Ve bu aşk türünde özne, aşık olunan kişidir; kişi aşık olduğu kişiyi kendinden öne koyar. Ve bence arzu odaklı aşktan daha yücedir; çünkü arzu odaklı aşk haz arayışıyken, bağ odaklı aşk aşık ile maşukun birbirine duyduğu derin saygı ve sevgiyi ifade eder. Bazen bu hisler o kadar güçlü olur ki, aşık ile maşuk bir bedende bütün olmak ister.
Bu yazıda iki farklı aşk türü olduğundan, bu türlerin ne olduğundan, nasıl olduğundan, mekanizmalardan ve hangisinin daha uzun süreli ve bana göre daha yüce olduğundan bahsettik. Umarım hayatınızın aşkını bulursunuz ve onunla mutlu bir ömür geçirirsiniz. Sevgilerle...





